Kütüphane

Küratör / Küratörlük

Beral Madra’nın 2020 yılında kaleme aldığı Küratör / Küratörlük metni Argonotlar Kütüphanesinde.

Geniş veya seçkin kitle, özel veya kamusal sanat kurumları, sanat piyasası ile sanatçı arasında, sanatçının bu güçlerle ilişkisinde işin doğası gereği ortaya çıkan gerilimli alanda sanatçıyı koruyarak / kollayarak, onun üretiminin bu sistem içinde dolaşıma girmesini sağlayan uzman.

Küratör, sanatçı için bu işlevi yürütürken sistemdeki çıkar çatışkıları dolayısyla tercihler yapmak zorunda kaldığında, önce sanatçıyı sonra da gerekiyorsa kamusal kurumu korur ve kollar. Küratörün ana amacı sanat yapıtının değerinin ve sanatçının amacı ve isteği doğrultusunda mesajın topluma en doğru koşullarda ve en etkin biçimde iletilmesi ve benimsetilmesidir.

Küratörün işlevi ve görevi
-yapıtın sanat piyasasında işlem görmesini sağlamak;
-müzayede danışmanlığı yapmak değildir;
bu işleri yapana sanat yöneticisi (art manager) denir.

Küratörlüğün sanatçının sorumluluğunu üstlenme gibi özverili amacının yanında kendisi için de bir amacı olmalıdır:
-mesleğini en az sanatçı kadar bağımsız ve sürdürülebilir bir biçimde icra etmek,
-siyasal ve kültürel pozisyonunu korumak,
-küratörlüğü ülkenin iş yasaları içinde bir meslek olarak kabul ettirmek.

Günümüzdeki ilişkisel estetik ve eleştirel görsel malzeme yoluyla toplumun bilinç altının etkilendiği bir gerçektir. Dolayısıyla küratörlük topluma karşı sorumluluk taşır.

1990’lardan bugüne küratörlük Türkiye gibi, modernizm-gelenek çatışkısı yaşayan, faşist dönemler geçirmiş, demokratikleşmesi sancılı ülkelerde görsel sanatların yarattığı görsel eleştiri önemli bir siyasal bir işlev de taşımaktadır. Özellikle bu tür ülkelerde bu siyasal boyut yoksa, küratörlük gereken işlevi taşımıyor.

Küratörlüğün küratörlük olduğu kuşkusuz yapıtların sunumuna eşlik eden metinden anlaşılır ve bu kavramsal/kuramsal çerçeve metni ile yapıtların ilişkisinden anlaşılır. İki olanak vardır:
-metin sanatçıların yapıtlarına göre oluşturulur;
-metin sanatçılar için bir davet olarak sunulur.

Bu entelektüel bir diyalogdur ve karşılıklı güven gerektirir.
Bu özellikleri «ülküsel» özellikler olarak görmek olasıdır; ancak bu özellikler olmadığında ya da zayıf olduğunda sanatçı-küratör ilişkisi anlam ve önemini yitirir. Ortaya çıkan sonuç etkileyici ve kalıcı olmaz.
Günümüzde basın, medya, şirket kültür sanayi, tüketim mekanizmaları küratörlüğü melezleştiriyor; basın ve medya çıkarlarına uymaya; piyasa ile ilişkiye girmeye; eleştirel içerikli sergiler yerine «light weight» sergiler yapmaya yönlendiriyor.

Bu durumda küratör, eğer kamusal destek yoksa ekonomik/ticari çıkarların yönlendirdiği bir kısır döngü içine girer.

Sonuçta bu bir seçim meselesidir; bütün durumlarda ödenecek fatura vardır!
1990’ların başında “küratör” denilen meslek bilinmiyordu; Avrupa’da da daha yeni ortaya çıkmıştı: Szeemann 1969 sergisi “when attitudes become form” 

Bu nedenle Türkiye’de küratörlüğün başlangıcı konusundaki bilgileri düzeltmek gerekiyor. Küratörlük adı konmadan 1., 2. ve 3. İstanbul bienallerinde gerçekleşmiştir.

İlginizi Çekebilir

Millî Reasürans Sanat Galerisi Arşivi

Millî Reasürans Sanat Galerisi arşivi dizimizin yeni konuğu Balkan Naci İslimyeli! Beral Madra'nın sergi metni Argonotlar Kütüphanesinde.

Söyleşi

Aynur Gürlemez Arı’nın Salt’ın e-yayınları arasında yerini alan “Venedik Bienali’nde Türkiye” başlıklı çalışması, Türkiye’nin Venedik’teki temsilinin siyasi ve kültürel haritasını ortaya koyarken hafızayla sorunlu...

Söyleşi

Endüstri kompleksine sızarak makinelere ve makinelerden arta kalan a(r)tıklara dair örtük ilişkileri ele aldığı sergisini Buşra Tunç ve küratörü Ekmel Ertan'la konuştuk.

Eleştiri

Venedik Bienali’nin açık queer kimliğiyle bilinen ilk küratörü Adriano Pedrosa’nın “Yabancılar Her Yerde” temasıyla günümüzün sancılı yabancılık kavramlarını keşfetmeye davet ettiği 60. edisyonundan izlenimler.

© 2020

Exit mobile version