Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Kütüphane

Kaftanlar

2023’te kaybettiğimiz Şenol Yorozlu adına hazırlanan “Kaftanlar” sergisinin küratör metni Argonotlar Kütüphanesinde.

Şenol Yorozlu, Kaftanlar

19 Temmuz 2023’te kaybettiğimiz sanatçı Şenol Yorozlu (1950-2023) adına 25 Ocak – 24 Şubat 2004 tarihleri arasında Brieflyart’ta gerçekleştirilen “Kaftanlar” sergisinin Nilgün Yüksel tarafından kaleme alınan katalog metni Argonotlar Kütüphanesinde. Sergi, sanatçının başyapıtları arasında gösterilen; belleklerde yer etmiş geleneksel bir imgeyle tüketim kültürünün egemenliğindeki güncel olguların yepyeni içeriğinin tartışmalı bir sentezinden yola çıkan “Kaftanlar” serisinin bir bölümünden oluşuyordu.


Deleuze, Francis Bacon’ı odağa aldığı “Francis Bacon: Duyumsamanın Mantığı” adlı kitabında resmetmeye dair eylemin dışında bir söylem geliştirir. “Resmetmenin Öncesindeki Resim…” başlıklı bölümde ressamın beyaz bir yüzey karşısında oluğunu düşünmenin baştan hata olduğunu savlar. Çünkü beyaz yüzey üzerine bir şey geçirilecek, resmedilecek bir alandır ve eğer ressam sadece resmetme eylemi ile iştigal edecek olsa bu yüzeye geçirilecek sonsuz model vardır. Oysa ressam henüz işe başlamadan önce kafasındaki her şey “kimisi daha virtüel kimisi aktüel olarak tuvaldedir. (…) Ressamın işi beyaz yüzeyi doldurmak değil, daha ziyade boşaltmak, tıkanıklığı gidermek, temizlemektir”.[1]

Şenol Yorozlu, Kaftanlar

Şenol Yorozlu birçok serisinde yaptığı gibi “Kaftanlar”da da imgeyi dönüştürür. Tanıdık imajların üzerinden yeni anlamlar kurgular. Bunun için yüzeyi arındırır. Olası fazlalıkları oradan çıkarır. Onun eserlerini belirleyen politik dil, kaftanı aynı zamanda bir iktidar meselesi üzerinden okumayı gerektirir.

Türk, İran, Hint devletlerinde görülen kaftan giymek ya da hilat (kaftan) giydirmek ritüeli, doğrudan egemenliğin ve hiyerarşinin göstergesi olarak karşımıza çıkar. İktidar ise baskı araçlarını kullanmak ya da içselleştirme yoluyla nüfuz etmek gibi farklı görünümlerle belirir.

Şenol Yorozlu, Kaftanlar

Yücel Karadaş, “İslam Dönemi Devletleşmesinde Hiyerarşinin Tiyatral Görünümleri” makalesinde sembolik sermayenin devletin hiyerarşik yapılanmasında semboller aracılığıyla belirlenen ritüalistik yapısına dikkat çeker.[2] Hükmü elinde bulunduran hükümdar gücünü gösteren sembollerle kuşatılmış kaftan giyerken aynı zamanda hiyerarşik alanda kendi altında bulunan kişilere de hilat (kaftan) giydirir. Bu, ödüllendirmenin, bağlılığın ve hiyerarşideki konumun göstergesidir.

Yorozlu’nun yapıtını oluşturma süreci Deleuze’un dile getirdiği gibi bir yapma eyleminden çok düşünme ve araştırma sürecidir. O yüzden kaftan, imgenin seçimi, malzemenin seçimi ve yüzeyin seçimi ile katmanları olan bir düşünme ve eylemenin bütünüdür ve sonuç kadar sürecin bilgisini de içerir.

Yorozlu, kaftanlarında güç ve değer imgesini tersine çevirir. Gücün, heybetin, değerin simgesi kaftanı kağıtlara; dolayısıyla insanların gözünde kırılgan, hafif ve sıradan olana evriltir. Onun boyut olarak devasalığını küçültür. Değerini yeniden sorgular ve değişken olabileceğini hatırlatır. Fakat bunu yaparken kaftanı tarihe gömmez, tam aksine toplumsal bilinçdışında yaşayan imgenin canlılığını gösterirken salt iktidar kavramıyla özdeşliğini serimler.

Şenol Yorozlu, Kaftanlar

Yorozlu, seriyi ilk oluşturduğu yıllarda “Kaftan Kim?” sorusundan yola çıkar. İzleyiciyi, nesnenin işaret ettiği özneyi ya da olası özneleri düşünmeye davet eder.

Kaftan, iktidar söyleminin örtüsüdür ve bu örtü bazen atlas kumaşlara bazen çağın kağıtlar üzerinde beliren imgelerine dönüşür. Kaftan, hem kişiyi hem sistemin kendisini çağrıştırır. Kaftan, her daim büyük her güçte olduğu gibi üstüne aldığı örtünün ötesinde kırılgandır.

Bazen sanatçılar ele geçirilemez oluşlarıyla arkeolojik bir eylemin kendisine dönüşürler. Oysa özne özü itibariyle ele geçirilemez bir şeydir. Araştırmacıların bu kılı kırk yaran çabası, varsayılan öznenin üretimine ilişkin daha derin bir kavrayış elde etme çabasından başka bir şey değildir.

Söz konusu Şenol Yorozlu gibi üretiminin her aşamasında baştan bir kurgu yaratan sanatçılar olduğunda bazen işler daha da karmaşıklaşır. Bu noktada sanatçının öznelliğinin ya da tarihselliğin izini sürmek çetrefil bir mesele haline dönüşebilir.  Çünkü onun yapıtlarını tekil bağlamlara yerleştirmek olanaksızdır. Görüntü, sanatçının dilinin örtüsü gibi hareket eder. Olası anlamı çözümlemek için onun ardına geçmek gerekir. 


[1] Deleuze, G.(2020). Francis Bacon: Duyumsamanın Mantığı, (çev. Can Batukan, Ece Erbay Nahum), s. 76, Norgunk Yay. İstanbul

[2] Karadaş, Y. (2018). Klasik İslam Dönemi Devletleşmesinde Hiyerarşinin Tiyatral Görünümleri, Gaziantep Üniversitesi Ayıntâb Araştırmaları Dergisi, 1(1), 80-102,

İlginizi Çekebilir

Eleştiri

İzmir’in sanatsal geleneğinin bir halkası olarak ilk kez düzenlenen İzmir Akdeniz Bienali’nin çağrışımları; organizasyon şeması ve kentin sanatla ilişkisi üzerine düşünceler doğuruyor.

Söyleşi

Tuğçe Tezer’in 2013’ten bu yana yürüttüğü çalışmaların ürünü olan Antakya Yürünebilir Kent Tarihi Rehberi projesi bugün ayrı bir önem taşıyor. Yürünebilir Tarih turlarının ilki...

Eleştiri

Yapı Kredi Sanat Galerisi'nde sürmekte olan “Bugünü Resmetmek” sergisini Fatih Özgüven değerlendirdi: Nedir bugünü resmetmek? Yoksa kastedilen bu günü resmetmek mi?

Eleştiri

Duraklamalardan, düşünmeler ve hatırlamalardan ibaret, tanıdık nesneler ve hikâyelerin kesişenlerinin bol olduğu “Elinin Emeği Gözünün Nuru” yaz boyu Eskişehir’de Eldem Sanat Alanı’nda.