Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Gündem

2021’den sonra sanat piyasası

Pandemi sonrası kimi köklü değişikliklere uğrayan sanat endüstrisine yeni teknolojiler, iş modelleri ve raporlar üzerinden detaylı bir bakış.

2013’te sanat piyasası analizi üzerine çalışmaya başladığımdan beri küresel ve ye​​rel ölçekte pek çok değişime tanıklık ettim, finansal krizlerden piyasanın yükselişe geçtiği dönemlere, ve  başta blok zinciri teknolojisi olmak üzere günümüz teknolojilerinin sanat piyasasındaki kilit sorunları nasıl çözebileceğinin ve endüstriye nasıl yenilikler getirebileceğinin savunucusu oldum. Gittikçe belirsizliklerle dolu, her gün değişen bir dünyada, artan siyasi ve ekonomik çalkantılar içerisinde küresel sanat piyasasını incelemeye çalışıyorum, teknolojinin endüstrideki en yakın dostumuz olması gerektiğini ve iş modellerimizde yeniliğe gitmenin bu çalkantılar içerisinde bizi nasıl koruyabileceğini araştırıyor, gündelik iş süreçlerimde deniyor ve bulgularımı okuyucuya aktarmaya çalışıyorum. Okuyacağınız bu makalemin, sanat sektöründeki gelişmeler hakkındaki farkındalığı artırmaya yardımcı olacağını umuyorum. Sanat fuarları, galeriler, müzayede evleri gibi iş modelleri sanat işlerinin ticareti yoluyla gelir elde etmek üzerine kurulan kurumlar başta olmak üzere, sanat ekonomisine dair tüm yılı kapsayan bir değerlendirme hazırladım.

2020’de küresel sanat piyasası zorlu bir yıl geçirdi, satışların büyük oranda düştüğü, işletmelerin kapandığı, etkinliklerin iptal edildiği ve seyahatlerin yasaklandığı zor bir yıl oldu. Art Basel ve UBS işbirliğiyle yayınlanan raporda 2019’a göre sanat satışları belirgin bir düşüş gösterdi ve yılı 50.1 milyar ABD dolarıyla kapadı. Sanat piyasası 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 22 küçülerek yılı 50.1 milyar dolarla yılı kapadı. (2019’da 64.1 milyar dolarla yılı kapamıştı.) Sanat piyasasının fiziksel platformları pandemiden etkilenirken çevrimiçi aktiviteye büyük bir geçiş yaşandı, raporun en büyük bulgularından birinin çevrimiçi satışların 12 milyar doları aştığı oldu. Koleksiyoncular çeşitli çevrimiçi kanallarda oldukça aktif yer aldı, müzayede evi, galeri veya sanat fuarı OVR’lar (Çevrimiçi Seyir Odası anlamında Online Viewing Room) aracılığıyla alımlarını sürdürdüler. Art Basel’in Amerika kıtası direktörü Noah Horowitz, 2021 yılını değerlendirdikleri panelde koleksiyoncuların pandemide koleksiyonlarıyla daha çok ilgilenme vakti bulduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Entelektüel ve duygusal bir yolculuk olarak, kültür ve sanatın COVID’in gerçekten eve yönelmeyle temel bir bağlantısı olduğunu düşünüyorum.”

Sanat endüstrisi ve teknoloji

Sanat endüstrisi, 2000’lerin ortalarından beri yaygın biçimde çevrimiçi işlemler gerçekleştirmeye alışkın ancak hiçbir zaman ilk tercihi bu olmadı. İzleyiciyle fiziksel ortamda bir araya gelmek ve sosyal etkinlikler çerçevesinde satış gerçekleştirmek esastı. E-ticaret ve perakende için günümüzde dijital ortamda satış yapmak avantajdır ancak sanat için bu geçerli değil çünkü özgün yapıtların yüksek fiyatlara alıcı bulduğu bir endüstride şeffaflık satışta en az tercih edilen niteliklerden biridir. Günümüzde, daha fazla işi çevrimiçi ortamda fiyatlarıyla birlikte görmeye başladık ancak tercihen özellikle birincil piyasada fiyatların gizli tutulması esastır. Birincil pazar tanımı, satışı ilk defa gerçekleşen işler için kullanılır, genellikle sanatçının stüdyosundan ilk defa çıkan işleri temsil eder, örneğin birincil pazarda işler galeri aracılığıyla satılabilir. İkincil piyasa ise arzla şekillenir, pandemi sürecinde olduğu gibi kişiler mecbur kalmadıkça ellerindeki işleri satmazlar, örneğin pandemide Ronald Perelman gibi koleksiyonların satışlarına tanıklık ettik.

Contemporary Istanbul’dan görüntü.

25 Ekim 2021 tarihinde gerçekleşen Deloitte Sanat ve Finans webinarı, endüstrinin en kapsamlı analizlerini paylaştı. İki saatlik konferansta en çok konuşulan konu dijitalleşme ve teknolojinin sanat piyasasındaki giderek artan yeri oldu. Şeffaflık, regülasyon ve teknoloji trendleri, sanat ve finans sektörünün geleceğinde öncü rol üstleniyor. Pandemi sonrası köklü değişikliğe uğrayan, konvansiyonel piyasa ve işleyişleri yeni bir dil bulan sanat kurumları için ortak dil teknoloji oldu. Buradan hareketle, 2021’e dair analizlerimi paylaşacağım bu yazıda dijitalleşme, teknoloji ve inovasyon gibi konulara değindim.

Sanat endüstrisinde yeni iş modelleri

2020 Mart ayından sonra iş modelleri sanat işi ticareti üzerinden şekillenen kurumlar için geleneksel yöntemler geçerliliğini tamamen yitirdi. Etkinlik bazlı sanat endüstrisi ayakta kalmak için yeni yöntemler keşfetmek zorunda kaldı. Sanat fuarları, galeri sergileri, müzayedeler çevrimiçi ortamda izleyiciyle buluştu. Art Basel’in global direktörü Mark Spiegler radikal bir karar alıp üç büyük fuarı da iptal etti. Galeriler, çevrimiçi görüntüleme odalarıyla izleyiciyle buluştu. UBS ve Art Basel iş birliğiyle yayınlanan COVID-19’un Galeri Sektörüne Etkisi başlıklı raporuna göre, galeriler 2020’nin ilk yarısında yüzde 30-40 arası küçülmeye gitti. Galerilerin yarı yarıya yakın olan küçülme miktarı kapanma tehdidi getirdi. Dünya çapında yüzde 2 oranında galerilerin kapanmasına yol açtı. Ancak kırılgan ekonomiye antrenmanlı olmalıyız ki Türkiye’de pandemi nedeniye kapanan galeri haberi duymadık. Aksine yeni önlemlerle hem kendi mekânlarında hem de Contemporary Istanbul sanat fuarı ve Artweeks Akaretler gibi etkinlikler aracılığıyla galeriler satışlarına devam etti. Müzayede evleri satışlarını çevrimiçi ortama taşımak durumunda kaldı. Arts Economics şirketinin yayınladığı Sanat Piyasası 2020 raporuna göre, yılın ilk yarısı yüzde 50 oranında düşen müzayede evi satışları, yılın ikinci yarısında çevrimiçi satışları yüzde 900 oranında artırdı. Birçok neden sıralanabilir ancak deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki evde vakit geçiren koleksiyoncular sanatla daha çok ilgilenme vakti buldu, online alım yapmak ise bu dönemde kolaylık sağladı. Kimi geleneksel alıcılar online olarak bilgilere erişse de mutlaka fizikselde işi deneyimleyip almayı tercih etti.

UBS ve Art Basel işbirliğiyle yayınlanan 2021 yarıyıl raporuna göre, 2020’de işletmelerin yüzde 23’ü galerilerin kriz nedeniyle personel çıkarmak zorunda kalmasıyla işgücünü küçülttü. 2021’de ise işe alım yapanlar yüzde 25 oranında, işten çıkarma yapanlar yüzde 13 oranındaydı. Bu sayılar ne anlama geliyor? 2020’de krizle birlikte küçülen ekipler ve işten çıkarmalar, 2021’de pozitif bir seyre geçti, öyle ki, rapora göre tüm galerilerin yüzde 25’i işe alım yapmış bulunuyor.  İşten çıkarma yapanların oranı yüzde 13, bu oran, alım yapanların gerisinde kalıyor. Galerilerin, kriz sürecinde toparlanmaya geçtiğinin bir işareti. İki yılın raporunda da yüzde 61 ve yüzde 62 oranında ekiplerin sabit olması öne çıkıyor. Bu oranın, sanat piyasasının ekonomik krizlere karşı diğer sektörlerlle karşılaştırıldığında daha dayanıklı olduğunu ispatladığını söyleyebiliriz çünkü pandemi gibi bir krizde bile galerilerin yarıdan fazlası stabil konumunu korumayı başarıyor.

2019, 2020, 2021 yılları arasında çalışan alımındaki değişiklikler.

Geçtiğimiz günlerde Art Basel katılım koşullarında iyileştirme ve kolaylaştırmaya gittiğini duyurdu. Art Basel’e katılabilmek için tarihsel olarak güçlü bir profesyonel geçmişe sahip olmak, çok özel ve katı kriterleri karşılamak gerekiyordu. Uzun süredir devam eden katı kuralları gevşetmeye başlayan fuarda, öne çıkan değişikliklerden bazılarını sıraladım: Galerilerin başvurması için asgari bir yaş kısıtı yok, önceden başvurabilmek için galerilerin en az 3 yaşında olması gerekiyordu. Başvuranların ayrıca mutlaka kalıcı bir mekâna sahip olmaları veya yılda belirli sayıda sergi düzenlemeleri gerekiyordu. Bu kurallar da başvurudan kaldırıldı. Bu, katı kurallarıyla tanınan Basel için çok büyük bir değişim. Pandemi döneminde istisnai olarak alınan bu kararların aslında başvurulara teşvik etmek için fuar yönetimi tarafından verilen tavizler olduğunu düşünüyorum. Bunu düşünmemin bir nedeni de bu kararların önümüzdeki yıllarda kabul görüp görmeyeceği tamamen fuar yönetiminin yetkisi altında. Ayrıca, altını çizmek isterim ki, daha önce katı kuralları gözden geçirmek ve daha fazla başvuru almak adına böyle bir adıma gidilmemişti, bu nedenle bence ekonomik gerekçelerle böyle bir yola başvuruldu. Art Basel Miami Beach ve Art Basel Hong Kong için çoğu bölümde başvuru ücretleri 500 – 600 $ arası. 500-600 $ üzerinden bir başvuru düşünürseniz ortalama 2-3 bin başvuru alsa sadece başvurular bile minimum 1.5 milyon $ demek, bu da fuar için ek bir gelir kaynağı olacak.

Artweeks Akaretler’den görüntü.

UBS ve Art Basel işbirliğiyle yayınlanan 2021 yarıyıl raporuna göre katılımcı galerilerin yüzde 51’i 2020’nin aynı dönemine kıyasla 2021’de satışlarda artış bildiriyor. Bu bulguyu okuduğumuz anda pandeminin ardından toparlanmaya başlayan bir piyasa göstergesi demememiz gerektiğini düşünüyorum çünkü yüzde 45 oranında galeriler satışlarda düşüş belirtiyor. Anonim anketler aracılığıyla rapor yazıldığı için galeri özelinde inceleme yapamıyoruz. Umut verici bir gelişme çevrimiçi satışlardaki koleksiyoncu trafiği. Rapor için ankete katılan galeriler bildiriyor ki, 2021’de yeni koleksiyonculara yapılan çevrimiçi satışlar değer bazında tüm satışların yüzde 38’ini oluşturuyor. Kişisel deneyimlerime dayanarak pandemi döneminde online pazar yeri platformları aracılığıyla tanışıp iş satışı yaptığım farklı koleksiyoncular oldu, hem yurtiçi hem de Amerika ve Asya’dan.

2020’de iptal olan etkinliklerin ardından, 2021’in ilk yarısında sanat dünyasının etkinlik takvimi tekrar kesintiye uğradı, fuarlar askıya alındı. Galerilerin fuarlarda ve canlı etkinliklerde yaptığı satışların oranı çevrimiçi satışlara göre büyük ölçüde azaldı. Çevrimiçi satışlar Art Basel ve UBS 2021 yarıyıl raporuna göre tüm satışların yüzde 33’ünü oluşturdu. Sanat fuarları OVR’ları ise artan çevrimiçi satışların büyük bir bölümünü oluşturdu. Sanat alımlarında müzayede alımları yüzde 43 oranında gerçekleşti, bu oran, tüm sanat alımlarının yarısına yakın. Ağırlıklı olarak Alman koleksiyoncular tarafından alım gerçekleştirildi, yüzde 55 oranında Almanya’dan alım gözlemlendi. Müzayedeler ayrıca alım yapmakta kullanılan ikinci en popüler kanal oldu.

Koleksiyonerlerin sanat eseri satın alırken tercihleri.

Umut vadeden yenilikler

Frieze’den heyecan verici bir gelişme bilgisi geldi, Frieze Eylül 2022’de Seul’da Kore Galeriler Birliği ile birlikte gerçekleşecek fuarını duyurdu. Başvurular ise Kasım ayı içerisinde tamamlandı. İlk edisyonun ana odak noktası çağdaş sanat olacak, ancak etkinlikte ayrıca bir Frieze Masters bölümü de yer alacak. Frieze Seoul, 2-5 Eylül 2022 tarihleri arasında Seul’un kalbindeki Gangnam semtindeki COEX’te gerçekleşecek. Frieze Seoul, son 20 yıldır en iyi Kore galerilerini sergileyen, Güney Kore’nin önde gelen sanat fuarı KIAF ART SEOUL ile eş zamanlı gerçekleşecek. Birlikte, iki etkinlik Asya ve dünyanın geri kalanından galerileri Seul’e getirerek hem yerel hem de uluslararası sanat izleyicilerini bir araya getirecek. Frieze Seoul, ilk yılda yaklaşık 100 galeriye ev sahipliği yapacak.

2021’de öne çıkan bir konu da kripto sanat piyasası oldu. Kripto sanatı, başlı başına bağımsız bir kendi piyasası olan bir medium (medyum) olarak sınıflandırıyorum ve sadece dijital sanat demeyi reddediyorum. Kripto sanat ismiyle dijital sanat altında yeni bir sınıflandırmaya ihtiyacımız var çünkü kripto sanat, güncel sanattaki bir akımdır, yapısı gereği sanat işlerinin materyalden bağımsızlığını temsil eder, kurumların otoritesi ve merkeziyetçiliği reddeden dağılmacı doğası kendi bağımsız piyasasına sahiptir. Bu şekilde sınırlandırarak ancak doğru bir sınıflandırmaya ulaşabiliriz. Böylece NFT altında üretilen rastgele çizim, fotoğraf, video, GIF’ler, mimari çizimler, çeşitli markaların işbirlikleri bu sınıflandırmaya dahil olmuyor. Bu sınıflandırma akademik yayınlar, sanat piyasası basılı ve çevrimiçi yayınları araştırmalarım ve piyasadaki paydaşlarla gerçekleştirdiğim röportajlardan şekillendi. 2021’de Non-Fungible Tokens NFT (takas edilemeyen jetonlar) kripto galeriler ve NFT pazar yerleri aracılığıyla NFT’lerin yüksek satış fiyatları gündemdeydi. NFT ya da kripto sanatın kökleri daha derine dayanıyor, koleksiyoncuların dijital sanat, film, video gibi ilgi alanlarından temelleniyor. Burada koleksiyoncu tanımım, geleneksel sanat piyasasından yola çıkarak koleksiyon yapma amacıyla başta kişisel zevk olmak üzere farklı motivasyonlarla sanat alımı gerçekleştiren özel bireylerdir. Kurumsal koleksiyonlar veya bir borsa gibi sürekli hızlı el değiştiren NFT’leri alıp satan kripto varlık sahibi bireyler tanımımın dışındadır.

Sanatçı Beeple.

Mart 2021 itibariyle Beeple tarafından 69 milyon dolarlık satışın gerçekleşmesiyle gündeme oturan kripto sanat, NFT sanat işlerini blue-chip (fiyat kategorisinde birinci sınıf) sanat eseri fiyat aralığına çekti. Christie’s ve Sotheby’s akşam mezatlarında görmeye alışık olduğumuz fiyatlar NFT’ler için konuşulmaya başlandı. NFT’lerin gündeme gelişi, blok zinciri teknolojilerinin aslında sanat piyasası için sunabileceği fırsatları geleneksel piyasaya uygulanabilirliğinin popülerleşmesini sağladı. Farklı art-tech firmaları geçtiğimiz yıllarda blok zinciri teknolojisinin ve uygulamalarının sanat piyasasına entegre çözümleri hakkında çalışmalar yapsa da hiçbir zaman bu denli ses getirmeleri mümkün olmamıştı. Özgünlük ispatı ve piyasa şeffaflığı konularında sanata çözüm sunma imkânları ve çevresel etkileriyle NFT’ler uzun süre gündemde kaldı.

Gelecekte sanat piyasasında blockchain teknolojisinin fırsatları ve zorlukları – özgünlük ve benzersizlik etrafında çözümler sunma potansiyeli – ve aynı zamanda teknolojinin çevresel etkisi hakkında sorular yeniden ortaya çıktı. Kripto sanat NFT platformları aracılığıyla satışların artmasıyla gündemde gelse de, hala yüksek net değere sahip bireylerin (high-net-worth HNW) koleksiyonlarının nispeten küçük bir kısmını oluşturuyor. HNW bireylerin koleksiyonlarındaki dijital işler, film ve video sanatının giderek artması bu medyumların koleksiyoncular için artan önemine işaret ediyordu. NFT’ler de koleksiyonlarda yerini almaya başladı. Nonfungible.com tarafından sağlanan veriler aracılığıyla Ethereum ağındaki tüm NFT’lerin satışı incelendiğinde, bu blok zincirinde hem değer hem hacim olarak 2021 yılında satışlarda önemli artış görülüyor. Genç Z kuşağı hem Art Basel ve UBS raporunda hem de Deloitte Art and Finance raporunda NFT’lere en çok ilgi gösteren koleksiyoncular oldu.

Deloitte Art and Finance 2021 raporu, Deloitte Küresel Art and Finance lideri Adriano Picinati di Torcello rapor sunumu zoom görüntüsü.

Art Basel ve UBS’in 2021 yarı yıl raporunda kripto sanat satışları birincil pazardaki satışların değerinin yüzde 0,5’inden daha azını oluşturuyordu. Bu çok önemli bir bulgu, kripto sanat satışlarının birincil pazarda yüzde 0,5’ten az olması, NFT lerin satışındaki faaliyetin önemli bir bölümünün geleneksel galeri çerçevesinin dışında olduğunu bize gösterir. Bizim mevcut fiziksel düzenimizin dışında gerçekleşen büyük bir pazara işaret eder. Bu analiz NFT satışlarıyla galeri satışlarını karşılaştırıyor ancak NFT sanat piyasası analizi yaparken unutulmamalıdır ki sanat galerilerinin tek rolü satış kanalı olmak değildir. Sanatçının kariyer yönetiminde galerinin yeri ve önemi vardır.  NFT’nin galerilere göre avantajlı olduğu noktalar ise NFT platformlarında sanat sergilendiğinde aynı kavramsal sanatta olduğu gibi, özgünlük sertifikası işin değerini temsil eder, bu sertifika dijital olarak blok zincirinde muhafaza edilir. Bu sertifikalar akıllı sözleşmeler sayesinde işleri anlık olarak alınıp satılabilir hale getirir. Akıllı sözleşmeler, blok zinciri teknolojisinde anonim taraflar (alıcı ve satıcı arasındaki) işlemlerin güvenle yürütülmesini sağlar.

Sonuç olarak, 2020’de pandeminin ardından zorlu bir yıl geçiren sanat piyasasının 2021’de hızla yeni teknolojilere adapte olduğu ve toparlanmaya başladığı gözleniyor. Eski satış hacimlerine ulaşmak ise biraz zaman alacak. Etkinlikler yeni önlemlerle farklı düzende izleyiciyle sanatı bir araya getirerek alım için fırsat yaratmaya çalışıyor. NFT’lerin yükselişiyle gelecek dönemde daha fazla kripto sanat örneği ve satış rekorlarıyla karşılaşacağız.

İlginizi Çekebilir

Gündem

Sakıp Sabancı Müzesi'nde izleyiciyle buluşan sergisi vesilesiyle yirminci yüzyılın en etkili sanatçılarından biri olan David Hockney'nin altmış yıla yayılan sanat hayatında bir yolculuğa çıkıyoruz.

Söyleşi

Teneffüs sergisi sırtını İstanbul Erkek Lisesi isimli, benim de bir ara öğrencisi olduğum okulun, binanın tarihçesine yaslıyor, diye söze başlıyor Aykan Safoğlu.

Söyleşi

Denef Huvaj’ın Karadeniz’in iki kıyısına dağılan Kuzey Kafkas halklarını fotoğrafladığı “Aramızdaki Deniz” sergisi ayrılık ve özlem gibi duygulara odaklanıyor.

Gündem

Raporun konu edindiği alan profesyonellerinden biri, raporun öznesi olarak Esra Aysun İKSV'nin Kültür-Sanat Dünyasında Toplumsal Cinsiyet raporunun düşündürdükleri üzerine yazdı.