Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Eleştiri

Bizi bir arada tutan şeyler

Perulu sanatçılar Ximena Garrido-Lecca ve Ishmael Randall-Weeks katılımcıların getirdiği malzemelerden komünal bir yapı inşa etme süreçlerini anlatıyor.

Bu yazıda Perulu sanatçılar Ximena Garrido-Lecca ve Ishmael Randall-Weeks, katılımcıların getirdiği malzemelerden komünal bir yapı inşa etme sürecini ortaya koyarken kolektif hafızanın gücünü kullanarak Peru’nun yakın ve derin geçmişi bağlamında yolsuzluğu ve yalanları açığa çıkarma kapasitesini ele alıyor. Yazının İngilizcesine buradan ulaşabilirsiniz.


Ximena Garrido-Lecca ve Ishmael Randall-Weeks, hali hazırda süreci devam eden ve katılımcı bir toprak çalışması olan Materia Comun (Ortak Malzemeler) adlı çalışmalarını, sürece dair görseller eşliğinde Protodispatch için yazdılar. İki sanatçının odak noktalarında bir arada var olan kültürleri birbirine bağlayan yapılar bulunuyor. İnsan bedeninin, duygu ve düşüncelerinin en az bitkiler, hayvanlar ve yeryüzünün kendisi kadar birbirine bağlı ve sürekli bir akış halinde olduğu fikrinden hareket ediyor. Halktan katılımcılarının kendi ilhamıyla, insanların getirdiği fiziksel materyaller ve metinler, önce yaygın medya araçlarından alıntılar ve toplumun geneli için üretilen nesnelerden başlayıp süreç içerisinde yavaş yavaş derin anlamlar içeren kişisel nesnelere, günlüklere ve mektuplara dönüştü. Materia Comun (Ortak Malzemeler), her birimizin çok küçük bir parçası olduğu döngüsel, birbiriyle ilişkili bir organizma olan toprakla ilişkili olarak, bir toplumu/şehri işgal eden insanlığın bedenler üzerinden sürdüğü geçici yaşantısının özüne dokunuyor.

İkimiz de Peru’luyuz, 80’ler ve 90’larda büyürken benzer gerçeklikler yaşadık. Derin bir ekonomik krizin yanı sıra çok yoğun bir toplumsal ve siyasi huzursuzluk dönemiydi. Aslında Peru’nun atalarından kalma zengin bir kültürü ve tarihi var. Diğer yandan, sömürge döneminde İspanyol yönetiminin merkezi olmuş. Bu iki kültür arasındaki çatışma bir dizi bozulmaya ve radikal değişikliğe yol açarak günümüze yansıyan kendi sosyal ve kültürel gerçeklikleri oluşturmuş.

Günlük hayatın içine işlemiş bu atalardan kalma, tarihi ve çağdaş gerçeklikleri anlamlandırma umuduyla, Peru’nun And Dağları’ndan gelen kültüründe kutsal bir öneme sahip olan ve geleneksel kerpiç yapıların inşası için yapı malzemesi olarak kullanılan Peru toprağını kullanarak kolektif bir proje yaratma sürecine başladık. Lima Sahili yakınlarındaki kara toprak lagünleriyle çevrili bir kasaba olan Chilca’yı ziyaret ettik. İnsanlar bu Laguna Milagrosa’ya, ülkenin farklı bölgelerinden, buradaki “büyülü topraklara” kendini bırakmak, günlük yaşamlarından ve sorunlarından kurtulmak ve ayrıca romatizma, kısırlık, artroz, astım gibi hastalıklarının tedavisi için geliyorlar. Kara toprak, çeşitli cilt sorunlarına iyi gelen yüksek düzeyde mineraller içeriyor. Lima’daki en eski yerleşim yerlerinden biri olarak Chilca’nın tarihi önemi ve İspanyol öncesi döneme ait Bandurria ve Lapa-Lapa kalıntılarının varlığı da projemiz için önemli referanslardı. Bu kalıntıların önemi yapılarla olan ilişkilerinde yatmakta. Maddeselliğin tarihine bakıyoruz ve bu özel yapı Kolomb öncesi mimariye kadar uzanıyor ve bize kültürümüzün bugünkü gelişimini anlatıyor. Bu arkeolojik alanlar şu anda hala kutsal, aslında bu yapı bir arada var olan tüm bu kültürleri birbirine bağlıyor. Son zamanlarda, bu yer aynı zamanda UFO gözlemleriyle ilişkilendirilmeye başlandı ve Rahma Misyonu da dahil olmak üzere UFO toplantıları için yıllık bir toplanma yeri olarak kullanılıyor. Şehrin asıl sloganı, çeşitli yerlerde tabelaları bulunan “Chilca… es de otro mundo” (Chilca başka bir dünyadandır).

Maddeselliğin tarihine bakıyoruz ve bu özel yapı Kolombiya öncesi mimariye kadar uzanıyor ve bize kültürümüzün bugünkü gelişimini anlatıyor.

Chilca toprağını ve bu toprağın antik kökenlerini ve kullanım şekillerini, bir yerin tarihinin izini süren çağdaş bir unsurla birleştirmeye karar verdik. Bu bağlamda, halkın tüketimi ve gelecek nesiller açısından (gerçekliği ne olursa olsun) kaydedilecek kadar önemli görülen günlük olayların tanıklığını yapan yerel gazeteleri entegre ettik ve kâğıttan bir hamur yaratarak bu malzemenin dönüşüm sürecini hayata geçirdik. Yaratılan bu hamur daha sonra şifalı toprakla karıştırıldı ve bunun sonucu olarak elde edilen karışım yeni bir yapı malzemesine dönüşmüş oldu. Sonrasında bu malzemeyi, toprağın kalıplar içerisinde sıkıştırıldığı eski bir yapı tekniği olan “tapial” tekniğini kullanarak bir strüktür yaratmak için kullandık.

Ayrıca halkı bu yeni malzeme ve strüktürü oluşturma sürecine dahil etmek istedik. Ziyaretçilerin günlük yerel gazetelerdeki bilgileri tasnif edip kâğıt hamuruna dönüştürmesine yardım ettiği ufak çaplı bir kâğıt hamuru fabrikası kurduk. Bu iki unsurla (Chilca’dan gelen toprak ve gazete hamuru) yenilenmiş ve yeniden yapılmış bir toplum için temsili bir ütopik model oluşturabilecek bir yapı inşa edebileceğimizi ve bu yeni yapının ortak iş üretme ve ortak yaşam bilgisi üzerine inşa edilen bir şehrin sembolik bir temsili olabileceğini düşündük.

İnşa ettiğimiz ütopik model, Tommaso Campanella’nın ilk erken dönem Aydınlanma ütopik kurgularından biri olan “Güneş Şehri”ne dayanıyordu. 16. yüzyılın sonlarında doğmuş bir İtalyan Dominikli filozof olan Campanella, ideal şehri, tüm bilgiyi duvarları içinde barındıran şehir olarak tanımladı. Campanella’nın tasavvur ettiği şehir, duvarların her bir bölümünün canlı bir görsel kitaplık içerdiği günmerkezli bir şehirdi. Bilgi herkesin görebilmesi için orada duruyordu. Hiçbir şey gizli değildi. Kitabın ütopik temeli, 16. ve 17. yüzyıllarda adına “Yeni Dünya” denilen keşiften ve bu keşfin Avrupa’daki yozlaşma ve şiddetten arınmış yeni toplumlar yaratma potansiyeline ilişkin tartışmalardan geliyor (Campanella romanı, İspanyol kraliyet ailesi tarafından sapkınlıktan hapsedildiği sırada yazmıştı). Bu form üzerinde çalıştıkça, günmerkezli tasarımın İnkaların kozmolojik görüşüyle ve hatta İnka imparatorluğunun başkenti Cusco’nun tepesindeki kale Sacsayhuamán’ın bazı mimari modellemesiyle sembolik paralelliklerini fark ettik. Aynı tasarım sistemini, Sixto Paz Wells ve Chilca’yı her yıl ziyaret eden diğer UFO uzmanları tarafından başlatılan Rahma Misyonu tarafından kurulan kamplarda da gördük. Bu fikirleri projenin formuna yerleştirdik. Aynı zamanda bu yapı, erişilemeyen merkeze sahip bir panoptikona da çok benzer. Merkezin konumu belliydi ve yukarıdan görülebiliyordu, ancak sinir bozucu bir şekilde erişilemez durumdaydı. Biz de merkezi veya özü erişilemez hale getirerek, tarihin gösterdiği üzere, sonucunda imkânsız ve ideolojik olarak karmaşık hale gelen ve çoğu zaman faşist ve sömürgeci gerçekliklere dönüşen ütopik şehirlerin ideallerini birçok kez tehlikeye sokmuş olan çelişkileri vurgulamak istedik.

Ayrıca halkı, toprak ve gazete hamuruyla karıştırılabilecek “adaklar” getirmeye davet ettik. Bu üç unsurun, toprak, gazeteler ve adanan şeylerin birleşimi, komünal olarak yaratılan yeni bir yapının temelleri haline geldi. Katkı sunan tüm nesneler, yapının inşa edildiği alanın çevresindeki bir rafta sergilendi. Her “öneri”, tarih, öneriyi getirenin adı ve nesnenin tanımıyla birlikte, toprak ve gazete kağıdıyla karıştırılana kadar bir defterde kataloglandı. Bu nesneler hem son derece kişisel oldukları hem de çağdaş Lima toplumunda belirli bir anı tasvir ettikleri için duvarların çok önemli parçaları haline geldi. Nesneler arasında güneş gözlükleri, fotoğraflar, ip ve kumaş parçaları ve katkıda bulunan kişi için anlam ifade eden çeşitli diğer öğeler vardı. Bu nesnelerle birleştirilen sıkıştırılmış malzeme, bir tür jeolojik katman ve de bu katmanlar aracılığıyla yapıldığı anın bir kaydını tasvir eden bir biçim haline geldi.

Eski inançların, sihirin, sahte haberlerin ve tesadüfi karşılaşmaların birbirine karışmasıyla… alan katmanlaşmış birçok anlamla çınlamış oldu.

Öneriler biriktikçe, insanlar ayrıca galeride inşa edilmekte olan yapıya bakan bir kuleden mekâna günlük olarak getirilen yerel gazetelerden alıntıları yüksek sesle okumaya davet edildi. Ekstraktivist Peru toplumundaki ezici miktarda olumsuz ve sahte haber göz önüne alındığında bu okumaları, altında inşa edilen ütopik yapıyla ilginç bir yüzleşme olarak düşündük. Bazı okumalar, sansasyonel suçlara ve ünlülerin yaşamlarına dair gazeteciliğe odaklanan tabloid gazete “Periódicos chicha”da yayınlanan makalelere odaklandı. İnsanlar ayrıca okumak için kendi metinlerini getirmeye başladılar, bazen onları mekânda bıraktılar. Bu, tüm önerilerin yapıldığı, gazete hamuru ve toprak tuğlaların oluşturulduğu odaya işitsel bir nitelik kazandırdı. Eski inançların, sihirin, sahte haberlerin ve tesadüfi karşılaşmaların megafonla okunan metinlerle bir araya gelerek birbirine karışmasıyla alan, katmanlaşmış birçok anlamla çınlamış oldu. Tüm bu okumaları duymak, getirilen önerilerle birleştiğinde, inşaat ekibi, gönüllüler… hem diğer dünyaya hem de bu dünyaya ait coşku dolu bir ortam yarattılar.

En başından beri, ön ayak olduğumuz ve organize ettiğimiz yönlendirmelerle herkesin konuşabileceği bir yer olmak için süreci herkesle birlikte örmeyi teşvik etmek istedik. Öneriler gelmeye başlayınca, getirilen eşyaların sayısı, halkın katılımı ve cömertlikleri karşısında şaşkına döndük. Bu ortak meseleyi paylaşma süreci ilerleme devam ediyordu ve bu ilerleme son derece kişisel nesnelerin birleşimi ve daha büyük çamur yapısına entegrasyon süreciyle birlikte kolektif gerçekliklerimizin ve deneyimlerimizin somut anlamda bir haritasını ortaya çıkarmış oldu. Doğasında var olan yalanları ve gerçekleriyle gazete hamuru, Peru’nun toprağına gömülü o öneriler arasında katmanlı bir hal almıştı. Süreç, zamanın o andaki ruh halini ve mekânın kendine özgü niteliğini somutlaştırdı. Bu projeyi başka coğrafyalarda ve farklı bağlamlarda yeniden harekete geçirebilmek harika olurdu. Acaba bu bize her bir yerin jeolojik ve sosyal katmanları hakkında neler söylerdi?


Protocinema’nın yeni dijital yayını PROTODISPATCH, sanatçıların kıtalararası kaygıları ele aldığı, kişisel bakış açılarını içeren deneme serilerinden oluşuyor. İngilizce dilinde yayınlanan denemeler Argonotlar ve Protocinema işbirliğiyle önümüzdeki yıl boyunca her ay Türkçe olarak Argonotlar’da kendine yer bularak bu küresel kaygıların Türkiye sanat ortamında da tartışılmasına alan açacak.


Bu yazıyı beğendiniz mi?

Argonotlar Telif Kumbarası desteğinizi bekliyor!

Çok sesli ve bağımsız güncel sanat yayını Argonotlar, 2023 yılı yazar telifleri için okurlarını desteğe çağırıyor.

Siz de Argonotlar Telif Kumbarası’na tek seferlik 100₺, 250₺, 500₺ ve 1000₺ olmak üzere dört farklı kategoriden kendiniz için en uygun olanını seçerek destek olabilirsiniz.

Argonotlar olarak bu destekle 70 ila 100 arasında yazı yayınlamayı, yazarlarımıza ödediğimiz telif miktarını artırmayı ve daha fazla yazara alan açarak güncel sanat başta olmak üzere kültür sanat alanında çok sesli ve bağımsız bir mecra olmaya devam etmeyi hedefliyoruz. 

Argonotlar olarak gelir modelimizi çeşitlendirmek ve sürdürülebilir bir yayıncılık için arayışlarımız devam edecek. Argonotlar Telif Kumbarası dışında her türlü reklam, destek ve fon öneriniz için bize info@argonotlar.com e-posta adresinden ulaşabilirsiniz.

Görsele tıklayarak detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Abonelik alındı!

Bülten aboneliğinizi onaylamak için lütfen e-postanızı kontrol edin.

İlginizi Çekebilir

Eleştiri

İstanbul merkezli sanatçı topluluğu Yoğunluk'un mekâna özgü yerleştirmesi “Arayüz” 28 Ocak tarihine kadar Bilsart’ta deneyimlenebilir.

Kütüphane

Eda Berkmen'in Nil Yalter: Kayıt Dışı kitabında yer alan metni sanatçının 85. doğum gününe özel Argonotlar Kütüphanesinde.

Kütüphane

Gülçin Aksoy'un Merdiven Art Space'te gerçekleşen Şefkat Nişanı sergisinin küratör metni Argonotlar Kütüphanesinde.

Söyleşi

İşlerinde bir yandan doğum-ölüm, varlık-yokluk, doğa-insan gibi düaliteleri kullandığı farklı baskı teknikleriyle ele alan Seçil Büyükkan'la Summart'ta 20 Ocak'a kadar sürecek sergisini konuştuk.