Connect with us
Argonotlar

Bağımsız Alan

İyi ki doğdun, İyi ki ürettin Tiraje!

Nergis Abıyeva, doğum günü vesilesiyle Tiraje Dikmen’in sanatını ve yıllardır akıbeti belirsiz olan mirasını yazdı.

Tiraje Dikmen, Galeri Nev, Ankara, Mart 1985, yazarın arşivinde

Tiraje Dikmen, geçtiğimiz günlerde, onu fiziksel olarak kaybettiğimiz 1 Eylül’de (2014) mezarı başında gerçekleştirilen toplantılarla anıldı. Bu toplantı, mezar başında[1] çekilen fotoğraflar ve de Tiraje üzerine yeni hiçbir şey söylemeyen paragraflarla basına servis edildi.

Sanat tarihi literatüründe sanatçıların ölüm tarihleriyle, doğum tarihlerinden daha çok ilgilenildiği malumunuz. Dünyanın dört bir yanında sanat tarihine mâl olmuş sanatçıların ölüm tarihinin bir milat olarak alındığını ve ölümlerinin ellinci, yüzüncü, yüz ellinci yılında sergiler ve anmalar düzenlendiğini görüyoruz. Ben sanatçıların ölüm yıl dönümleriyle değil, doğum günleriyle ilgilendiğim için, Tiraje’yi ölümünde değil doğumunda anmak ve hatırla(t)mak istiyorum.[2] Bunu da “dünyaca ünlü ressam” gibi beylik ve sürekli tekrar eden laflarla değil, Tiraje üzerine İstanbul, Ankara ve Paris’e yayılan bir akademik çalışma ortaya koymuş bir araştırmacı olarak, içeriden bir bakışla yapmayı tercih ediyorum.

Tiraje, 21 Eylül’de bu topraklara doğdu; doğum yeri Büyükada, Maden. Tiraje’nin doğum yılına ilişkin literatürde bir kafa karışıklığı söz konusu. Doğum yılı kimi kaynaklarda 1923, kimindeyse 1925 olarak geçiyor. Tiraje’nin nüfus kağıdında ve diğer resmi evraklarda doğum yılı 1923 olarak geçmektedir; ayrıca Semiha Akpınar’ın BÜYÜKADA-Bir Ada.Öyküsü ve Pars Tuğlacı’nın Tarih Boyunca İstanbul Adaları kitaplarında da doğum tarihi 1923 olarak kaydedilmiştir. Ancak Hayal ve Hakikat, 1950-2000 Türkiye’de Çağdaş Sanat, Suretin Sıreti, Türk Plastik Sanatçıları gibi adının geçtiği kaynaklarda ve ayrıca Galeri Nev Ankara ve İstanbul’un arşivindeki belgelerde doğum yılı 1925’tir. Tiraje’nin 2004’ten ölümüne değin birlikte çeşitli konularda yardımını aldığı, böylece hayatının son dönemine tanıklık eden dostu Emine Çiğdem Tugay, 1925 doğumlu olduğunu düşünmektedir; çünkü Tiraje birlikte hazırladıkları farklı farklı özgeçmişlerin hepsinde doğum yılını 1925 olarak yazdırmıştır. Bu veriye rağmen neden 1923 doğumlu olduğunu düşündüğümü açıklayayım: Tiraje, Erdoğan Tanaltay ile yaptığı görüşmede 1923 doğumlu olduğunu söyledikten sonra, üniversiteden 1944’te 21 yaşındayken mezun olduğunu ifade etmiştir.[3] 19 yaşın, üniversite mezuniyeti için o dönem de çok erken bir yaş olması, Tiraje’nin 1923 doğumlu olduğu savını destekliyor. Bu nedenle doğru tarihin, bu konuda ortaya çıkabilecek yeni bir bilgiye kadar, resmi evraklarda da yazdığı gibi 1923 olduğunu düşünüyorum.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Tiraje-Dikmen-1985-3.jpg
Tiraje Dikmen, kağıt üzerine çini mürekkebi, 50×45 cm (Zamanların Hafızası
kitabı, 1985, tek renkli ipek baskı, numaralı ve imzalı, 100 baskı ile sınırlı, Galeri Nev Yayınları), yazarın koleksiyonunda.

Tiraje, bir tarafıyla soyut, diğer tarafıyla gerçeküstü özellikler gösteren özgün bir sanat anlayışıyla, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul’dan Paris’e giden öncü sanatçılardan biridir. Ablası Şükriye Dikmen gibi Akademili olmayan sanatçı, çocukluğundan itibaren resim yapmasına rağmen, güzel sanatlar yerine İstanbul Üniversitesi’nde İktisat okumuştur. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra resimle profesyonel olarak ilgilenmek isteyen sanatçının bu kararında Fransızca dersleri aldığı hocası Camille Bergeaud’nun etkisi de büyüktür. Bergeaud, Türk sanatıyla ilgilenen bir entelektüel olarak, Tiraje’yi resim konusunda yetenekli olduğu ve Akademi’deki derslere katılması yönünde yüreklendirerek, o sırada Akademi’de resim bölümünün başında bulunan Léopold Lévy ile tanıştırmıştır. [4] Böylece Tiraje 1946-47 döneminde İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde misafir öğrenci olmuştur. Tiraje bu esnada, İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nde Prof. Dr. Gerhard Kessler ile birlikte İstanbul’daki kadın işçilerin çalışma koşullarıyla ilgili doktora çalışmasını yapmaktadır.

Tiraje, deseni bir ön çalışma ya da eskiz olarak değil, resmin kendisi olarak ele almış ve Paris’te ilk kişisel sergisini 1956’da Galerie Albert Loeb’de sadece desenleriyle açmıştır.

Tiraje, 1949’da Ekonomi alanında doktora yapmak için Fransa’dan devlet bursu alarak Paris’e gitmiş; ancak bunun yerine, o sıralarda Paris’e dönmüş olan Léopold Lévy ile resim çalışmalarına devam etmeyi ve sanat eğitimini geliştirmeyi tercih etmiştir: École du Louvre’da sanat tarihi ve müzecilik eğitimi almaya başlamış, Louvre Müzesi’nin Desenler bölümünde (Cabinet des Dessins) stajyer olarak çalışmıştır. Burada sayısız deseni inceleme fırsatı bulmuş; bu çalışmalar desen bilgisini, kavrayışını geliştirerek, kendisinin desenlerini yoğun bir şekilde etkilemiştir. Tiraje, deseni bir ön çalışma ya da eskiz olarak değil, resmin kendisi olarak ele almış ve Paris’te ilk kişisel sergisini 1956’da Galerie Albert Loeb’de sadece desenleriyle açmıştır. Paris sanat çevresinde eserleri dikkat çeken Tiraje, Max Ernst, Patrick Waldberg, Jacque Lassaigne, Jean Cassou, Georges Duthuit, Yves Bonnefoy, Charles Estienne, Germain Bazin gibi Parisli sanatçılar, eleştirmenler, yazarlar ve entelektüellerle ilişki kurmuştur.

Tiraje Dikmen, Büyü, 2002, 73 x 92 cm, Tuval Üzerine yağlıboya, İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyonu

On yıl kadar yalnızca desen eğitimi aldıktan sonra boyaresmi yapmaya, resimlerinde boya kullanmaya başlamıştır. Bu resimlerden biriyle (L’homme Fleur, 1964) şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı ve etkileyici Sürrealizm sergilerden birine Sürrealizm: Kökenler, Yakınlıklar, İlişkiler (Le Surréalisme: Sources, Histoire, Affinités) davet edilmiştir; bu sergiye Türkiye’den katılan bir diğer sanatçıysa Yüksel Arslan’dır. Tiraje, serginin katalogunda, serginin küratörü olan sürrealizm eleştirmeni Patrick Waldberg tarafından “genç imgesel resmin en güçlü figürlerinden biri” olarak tanıtılmıştır. Tiraje, Paris’te bulunduğu sırada 1968 olaylarının, öğrenci hareketlerinin tanığı olmuş; düşünce olarak bu hareketlere yakın olan sanatçı, tanık olduğu olayların etkisiyle hareketli, insan kalabalıklarının görüldüğü resimler yapmıştır. Paris’te yaşanan öğrenci olayları, polis-öğrenci çatışmaları Tiraje’nin kaligrafi etkili desenlerine yansımış; direniş ve mücadelenin enerjisiyle yüklü figürler Tiraje’nin sanatının omurgasını oluşturmuştur.

Tiraje, desenlerini otomatizm tekniğiyle yapmasına ve sürrealizm’le ilişkilendirilmesine rağmen, aslında resimde soyutun peşindeydi. Desene kaligrafik yaklaşımı, Tiraje’nin yapıtlarını soyut ifade arayışlarına yaklaştırır. Resimlerinde yarattığı özgün dil, sanatını kategorize etmeyi zorlaştırsa da, Tiraje’nin Paris Ekolü’nün organik bir parçası olduğu kesindir. 1980’li yıllara kadar Paris’te yaşayan Tiraje, vefat ettiği 2014 yılına kadar Büyükada-İstanbul’da çalışmalarına devam etmiştir. Paris’ten dönmüş olmasına rağmen, yaşamı boyunca biyografilerini Paris’ten ayrılmadığı notuyla bitirmiş, gerçekleştirdiği söyleşilerde hâlâ Paris’te yaşadığını ifade etmiştir. Türkiye’deki ilk sergisi 1970’te mimar Abdurrahman Hancı’nın açtığı Galeri 1’de gerçekleşmiş, bu sergiden uzun bir zaman sonra, ilki 1985’te, sonuncusu 2002’de olmak üzere Galeri Nev Ankara’da kişisel sergiler açmıştır. 60 yıllık uzun sanat hayatı boyunca sadece 8 kişisel sergi açması, onun kendini saklayan sanatçı kişiliğinin bir yansımasıdır.

Tiraje’nin Lévy’den miras aldığı atölye bugün hala Paris’te bulunmaktadır. Miras davaları sürdüğü için, ne yazık ki bu atölyeden içeriye girmek ve oradaki hazineyi keşfetmek şimdilik mümkün değil. Tiraje’nin eserleri günümüzde İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Vehbi Koç Vakfı, İstanbul Modern, Ziraat Bankası Sanat Koleksiyonu ve Hacettepe Sanat Müzesi gibi kamusal ve özel koleksiyonda yer almaktadır.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı UNADJUSTEDNONRAW_thumb_287d.jpg
Tiraje Dikmen’in Cite Verté’de bulunan atölyesi, fotoğraf: Nergis Abıyeva, Ekim
2018

Yukarıda özetlemeye çalıştığım bilgilere rağmen, Tiraje’nin çalışmaları, sanat tarihinde ve sanat dünyasında büyük ölçüde görmezlikten gelinmiştir. Kaya Özsezgin, Tiraje’nin ölümünden sonra kaleme aldığı “Tiraje Dikmen’in Tirajedisi”[5] adlı yazısının büyük bölümünü, Tiraje’nin Lévy ile ilişkisine ayırmış, sanatçılığıyla pek ilgilenmeyerek “Yerleştiği Büyükada’da resim çalışmalarını sürdürdü mü, sürdürdüyse ilk çalışmalarından farklı şeyler mi üretti?” mi sorusunu sormuştur. Bugün Tiraje’ye dair hâlâ cevabını bilmediğimiz sorular olsa da (arşivinin şu an nerede olduğu gibi) emin olduğumuz en önemli şeylerden biri, Tiraje’nin Adora Bakımevi’ne kaldırıldığı Ocak-Şubat 2012 tarihine  kadar, resim yapmayı sürdürmüş olduğudur. Sanat tarihi yazımı ve sanat tarihinde kanonun üretilmesi, sanatçıların kişiliklerinden bağımsız değil: Tiraje, her zaman üretmesine rağmen, ürettiklerini paylaşmak konusunda dışa dönük bir tavra sahip değildir. Sanatçının kendini daima geri planda tutan tavrının yanı sıra, Türkiye’deki entelektüel çevreyle, Paris’te kurduğu ilişkileri kurmamış olması ve Büyükada’ya döndükten sonra da “her an Paris’e gidecekmiş gibi” yaşaması da Tiraje’nin sanatının Türkiye’de yeteri kadar tanınmamasının bir diğer nedenidir.

Her ne kadar son zamanlarda Twitter başta olmak üzere çeşitli sosyal mecralarda ismi dolaşıma girse de, Tiraje Dikmen hâlâ sanat dünyamızın ve sanat tarihimizin hakkını teslim ettiği bir sanatçı değil. Hakkında yalnızca iki kitap var; biri desenlerinden oluşan kitabı[6], diğeriyse Milli Reasürans’taki sergisine eşlik eden sergi katalogu. Tiraje’nin sonuncu kişisel sergisi 2002’de Galeri Nev Ankara’da yapılmış; büyü ve göç temalı resimlerinin sergilendiği bu etkileyici sergi, ne yazık ki Tiraje’nin son sergisi olmuştur. Tiraje’nin sanatını 1980’lerde keşfetmiş ve aynı zamanda dostu olan Ali Artun, Tiraje’ye yaşarken bir retrospektif sergi yaptırmak için nasıl uğraştıklarını şöyle anlatıyor: “2002’de Galeri Nev’deki sergisini yaptık ve aradan on yıl geçtiğinde Tiraje’yi bir müzede sergi yapmaya ikna ettim; Pera Müzesi’nin yöneticileriyle görüştüm. Onlar da çok heyecanlandılar; adada birkaç toplantı yaptılar; ama tam o sıralarda Tiraje’nin hayatı veraset altına alındı. Ve vasiler sergiyle ilgilenmediler; üst kattaki dağınık hazinenin küratörlerin elinden geçip bir sergi hazırlanması ve ona uygun bir katalog yapılması gerekiyordu, fakat ilgilenmediler ve Tiraje’yi bakımevine kaldırdılar.”[7] Pera Müzesi ise, gerçekleşmeyen sergiyle ilgili şu açıklamayı yapmıştı: “Tiraje Dikmen’in sağlık sorunları ve aile içinde yaşandığı söylenen birtakım problemler nedeniyle, sergi için düşünülen eserlerin temin edilmesinin neredeyse imkansız olduğunu gördük ve projeden vazgeçtik.”[8]

Bu odada Tiraje’nin resimleriyle beraber, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Selim Turan, Fikret Mualla gibi sanatçıların resimleri de vardı ve odanın koşulları oldukça kaygı vericiydi. Üstünden geçen zamanda, bu resimlere dair spekülasyonlar, Tiraje’nin dostları ve onun sanatıyla ilgilenenler için oldukça endişe vericiydi.

Tiraje’nin 2014 yılındaki vefatının ardından, 2015’in Haziran ayında MSGSÜ Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat Programı’nda araştırmasına başladığım “Tiraje Dikmen’in Sanatı ve Hayatı” başlıklı tezim için, Tiraje’nin son avukatı Cengiz Akıncı ve sanat tarihçi Uras Kızıl’la birlikte Büyükada’daki Dikmen Köşkü’ne gittik ve Tiraje’nin koleksiyonunda bulunan yapıtları inceleyerek fotoğrafladık. O sırada köşk, bekçiler tarafından korunuyordu. 2017’nin Mayıs ayında bu kez Istanbul Art News ekibinden Yasemin Bay, Kültigin Kağan Akbulut, Serkan Eldeleklioğlu ve Cengiz Akıncı’yla birlikte köşkü ziyaret ettiğimizde, mahkeme kararıyla Tiraje’nin resimlerinin bir odaya kapatıldığını ve odanın kapısının mühürlendiğini gördük. Bu odada Tiraje’nin resimleriyle beraber, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Selim Turan, Fikret Mualla gibi sanatçıların resimleri de vardı ve odanın koşulları oldukça kaygı vericiydi. Üstünden geçen zamanda, bu resimlere dair spekülasyonlar, Tiraje’nin dostları ve onun sanatıyla ilgilenenler için oldukça endişe vericiydi. Köşkün boşaltıldığı, resimlerin ve kişisel eşyaların meçhul yerlere götürüldüğü söylentiler arasındaydı. Bardağı taşıran son damla, Temmuz 2020’de Tiraje’nin günlüğünün müzayedeye düşmesi oldu. Tiraje’nin de kurucularından biri olduğu İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği (İAKTVKD) günlüklerin müzayedeye çıkması üzerine, günlüklere el konulması, satışının engellenmesi için gerekli adreslere dilekçe göndererek günlüklerin müzayededen çekilmesini sağladı.[9] Twitter’da çokça yazıldı çizildi ve tüm bunların sonucunda, miras davasının muhattabı olan İstanbul Üniversitesi açıklama yaparak resimlerin de dahil olduğu gayrimenkullerin kendilerinde olmadığını belirtti.[10] Cengiz Akıncı, 2018’den beri Tiraje Dikmen’in koleksiyonunda olan resimlerin İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ne teslim edildiğini söylüyordu. Böylece MSGSÜ’ye söz hakkı düştü ve Tiraje’nin eserleri İRHM’nin koleksiyonunda mı yer alıyor sorusunu sorduğumuz rektör Handan İnci, Tiraje’nin yapıtlarının MSGSÜ’nün “yediemin”liğinde bulunduğunu, yani yapıtların kurum tarafından korunduğunu açıkladı.[11] Bu bilgi, konunun takipçisi olanlar için çok büyük bir rahatlama demekti.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Tiraje-Dikmen-Lhomme-Fleur-Çiçek-Adam-1964-tuval-üzerine-yağliboya-özel-koleksiyon.jpg
Tiraje Dikmen, Çiçek Adam, 1964, özel koleksiyondan

Bu gelişme, Türkiye sanat tarihinin kayıp halkalarından birinin peşine düşebilmek açısından çok sevindirici. Çünkü Tiraje’nin mezarı başında çekilecek fotoğraflara, klişeleşmiş söylemlere, fırsatçı girişimlere ihtiyacı yok. Tiraje, nostaljik bir güzellemeye de indirgenmemeli. Aciliyetle yapılması gereken bu topraklara doğmuş evrensel bir değerin, Tiraje gibi çizgi dışı ve hakiki bir sanatçının üretimini en iyi şekilde ortaya çıkaracak yayınlar ve sergilerle sanat tarihimizdeki yerini tartışmaya açmak. Ve her zamanki gibi en büyük ihtiyacımız olan şey de, tüm bu çalışmaların etik değerler çerçevesinde yapılması. Tiraje, sanat tarihinde kanonun üretilmesi meselesiyle de oldukça ilişkili; bu yüzden Tiraje’yi mercek altına almak demek, Akademili ve erkek olmayan bir sanat tarihinin izini de sürmek demektir.


[1] Tiraje Dikmen’in mezar taşı İstanbul Büyükşehir belediyesi tarafından Ağustos ayında yaptırıldı. Bkz: https://www.istanbulgercegi.com/ibb-ressam-tiraje-dikmenin-coken-mezarinin-bakimini-yapti_225686.html

[2] Bu düşüncede arşivinde çalıştığım Maçka Sanat Galerisi’nin payı büyük. Rabia Çapa, Maçka Sanat Galerisi’nin 40 yıllık tarihi boyunca sanatçıları öldükleri günlerde değil, doğdukları günlerde andıklarını her zaman hatırlatır, ayrıca galerinin arşivindeki fotoğraflar da bunu destekler.

[3] Erdoğan Tanaltay, “Tiraje İle Bir Gün”, Sanat Çevresi Dergisi, Nisan 1992, s. 53.

[4] Şeyda Üstünipek, Leopold Lévy ve Atölyesi, yayınlanmamış doktora tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi, İstanbul, 2009, s. 419.

[5] Kaya Özsezgin, Tiraje Dikmen’in Tirajedisi, Aydınlık gazetesi, https://www.aydinlik.com.tr/arsiv/kaya-ozsezgin-tiraje-dikmenin-tirajedisi , 14.09.2014.

[6] Tiraje’nin desenlerini içeren kitabı, esasında 1985’te, Galeri Nev tarafından “Editions de Luxe” olarak yayımlanmıştı. 100 nüsha ile sınırlandırılmış olan ilk baskıda, 1 ile 85 arası numaralanan nüshalardan ilk 10 adedinde sanatçının birer özgün eseri bulunmaktadır. Bütün nüshalar Tiraje Dikmen tarafından imzalanmış, I ve XV arası numaralanan nüshalar sanatçıya ve galeri koleksiyonuna ayrılmıştır. 2002 yılında, Norgunk Yayıncılık ve Galeri Nev işbirliğinde kitap başka bir formatta derlenerek basılmıştır.

[7] Ali Artun, Tiraje’yi 1. Yılında Büyükada’da Anma Toplantısı, video kaydı:https://www.youtube.com/watch?v=VBoAIz9Ojag&feature=youtu.be

[8] Kültigin Kağan Akbulut ve Yasemin Bay, “Tiraje Dikmen’in Hüzünlü Mabedi”, Istanbul Art News Gazetesi, Temmuz-Ağustos 2017.

[9] Arif Çağlar, Tiraje Dikmen’in adıyla ve mirasıyla oynanan oyunlar, https://adalarpostasi.wordpress.com/2020/08/10/2998/, =9.08.2020

[10] Müteveffa Fatma Tiraje DİKMEN Hanımefendi’nin Vasiyetnamesi ile İlgili Açıklama, https://www.istanbul.edu.tr/tr/duyuru/kamuoyu-aciklamasi-420066006D004E0076004F005400790046007700580039007900700046006200610041004F003200370077003200 , 06.08.2020.

[11] Bkz: https://twitter.com/msgsuniversite/status/1294311293575454720

Haftalık Güncel Sanat Gazetesi

İlginizi Çekebilir

Bağımsız Alan

Oktay Orhun, Murat Germen'in Ferda Art Platform'da açılan Feyezan sergisini değerlendirdi.

Queer Sanat

Queer Sanat yazı dizisi kapsamında bağımsız araştırmacı Serdar Soydan Türkiye müzik tarihindeki queer potansiyelleri yazdı.

Bağımsız Alan

Nergis Abıyeva, Eskişehir Odunpazarı Modern Müze'sini değerlendirip açılış sergisi Vuslat'ın kataloğunun eksikliklerine vurgu yaptı.

Bağımsız Alan

Uras Kızıl, Balzac'ın 1831 tarihli Bilinmeyen Şaheser romanını sanat tarihindeki temsil tartışmaları üzerinden değerlendirdi.