Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Eleştiri

Çağına tanıklık eden bir belge

Gerçeklerin üstünün örtülemeyeceği düşüncesini üretiminde sıkça ele alan Serhat Kiraz’ın Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü adlı enstalasyonu gerçeklik peşinde topluma ayna tutuyordu.

5. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergisinin girişi, Dolmabahçe Sarayı I. Hareket Köşkü, 1988 SALT Araştırma, Yusuf Taktak Arşivi.

İlki 1984’te gerçekleştirilen 5. Öncü Türk Sanatı’ndan Bir Kesit sergi serisinin sonuncusu  1988’de, Dolmabahçe Sarayı I. Hareket Köşkü’nde düzenlendiğinde ilk dördünden farklı olarak  her sanatçı için bir köşe veya oda oluşturulur.[1] Sanatçılara, kendilerine ayrılan alanın kapısını kapatıp mekânı şekillendiren tarihi ve coğrafi bağlara dair çağrışımları düşünme olanağı verilir.[2]

Serhat Kiraz Betiksanat sergisinde, Sanat Tanımı Topluluğu (STT) İşliği (Taksim, İstanbul), 1981
SALT Araştırma, Ahmet Öktem Arşivi.

Mekânı 12 Mart Muhtırası (1971) döneminde sorgu için kullanılan köşklerle bağdaştıran Serhat Kiraz, bu sergi için Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü isimli enstalasyonu üretir. Sanatçı Hareket Köşkü’nde kendine ayrılan odayı müdahale edilmiş günlük gazete sayfalarıyla kaplar ve pencereleri babaannesinin evinde saklı, savaş zamanlarından kalma kara perdelerle örter. Üzerine kırmızı boya iliştirdiği perdelerin kararttığı odanın ortasına işkence aletine sıkıştırılmış bir gazete yığınını yerleştirir. Yığının yarattığı görselliği serigrafiyle duvardaki gazetelere uygulayarak basındaki sansüre, diğer duvardaki elektrikli sandalyeye oturtulan figürle ise işkenceye odaklanır. “Burada gazete yığınları bilgi birikimini simgelerken, bu yığınların bir işkence aletiyle sıkıştırılmış olarak sergilenmesi ‘bilginin aktarılmasını engelleme’ olayını simgeler. Bir anlamda ülkemizdeki kitap yakma olaylarını gündeme getiren, bilginin bastırılamayacağını, engellenemeyeceğini vurgulayan bir iş olarak serginin yine sosyal/toplumsal içerikli diğer işleri arasında yer alır.”[3]

Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü, 5. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergisinden görünüm, Dolmabahçe Sarayı I. Hareket Köşkü, 1988
SALT Araştırma, Serhat Kiraz Arşivi.

Kiraz’ın bu işi ürettiği dönem, Türkiye’de 12 Eylül askerî darbesinin ekonomik, sosyal ve siyasi yaşamın yanı sıra gazetecilik anlayışının dönüşümüne etki ettiği yıllardır. Darbenin ardından girilen yasaklı dönemde gazeteler gündelik hayatın dışında bir habercilik anlayışı geliştirir.[4] Bu süreçte ortaya çıkan reklam ve baskı sayısı kayıpları, gazeteleri ekonomik olarak zor duruma sokar ve ayakta kalabilmek için kendi kendilerini sansürleme, yani oto-sansür yapma noktasına getirir.[5] Bu aynı zamanda gazetelerin “gazeteci” sahiplerinden sermayenin eline geçtiği ve Babıâli geleneğinin[6] de bittiği bir dönemin başlangıcıdır.[7] 

Sanatçı, 5. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergisinin ertesi yılında 14. EXPO-ARTE’deki Akdeniz’de Çağdaş Sanat sergisine (1989)[8] Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü’nden seçili ögelerin bir araya geldiği Press işiyle katılır. Bu işiyle İngilizcede “basın” ve “baskı”; Türkçede ise “bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet”anlamına gelen press sözcüğünün anlamları üzerinden göndermede bulunur. [9]

Press, Akdeniz’de Çağdaş Sanat sergisinden görünüm (14. Expo Arte, Fiera del Levante, Bari, İtalya), 1989
SALT Araştırma, Serhat Kiraz Arşivi.

Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü’nün kavramsal çerçevesini anlatırken Pablo Neruda’nın Buğdayın Türküsü şiirinden “Biz halkız yeniden doğarız ölümlerde” dizesini hatırlatan Kiraz[10], sergi kataloğundaki Andrey Tarkovski’nin Mühürlenmiş Zaman başlıklı kitabından şu alıntıyı[11] yapar: “Her dönem, gerçeği arayışıyla belirlenir. Sonunda ortaya çıkan gerçek ne kadar korkunç olursa olsun, bir ulusun yeniden sağlığına kavuşmasına katkıda bulunabilir.” Kiraz, bu işinde olduğu gibi gerçeklerin üstünün örtülemeyeceği düşüncesini üretiminde sıkça irdeler.[12] Yaşadığı toplumda ve dünyada meydana gelen olayları, doğayı ve insanın yaradılışını, mekânlarla kurduğu ilişkiyi farklı kurgu ve malzemelerle işlerine konu eder. Sanatçının bu yaklaşımında Türkiye’de 1970’lerden 1990’lara değişim gösteren sanat ortamının da payı vardır. Sanat tarihçi Nilgün Özayten doktora tezinde 1970-1980 yıllarında obje sanatı ile kavramsal sanatın aralarında Altan Gürman’ın sergilerinin de bulunduğu sınırlı sayıda etkinlikle Türkiye sanat çevrelerine tanıtıldığından bahseder. Bu süreçte, Altan Gürman’ın ardından Füsun Onur ve Şükrü Aysan’ın kişisel sergilerinin yanı sıra 1. Yeni Eğilimler sergisi (1977) ile Sanat Tanımı Topluluğu’nun (STT) kuruluşuyla (1978) önemli bir çıkış yaşandığına değinir.[13] Kiraz, Özayten’in sözünü ettiği dönem dahilinde Türkiye’de kavramsal sanat alanında üretim yapan ve bunun yaygınlaşması için faaliyetlerde bulunan sanatçılar arasındadır. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim öğrenimine devam ettiği dönemde Şükrü Aysan, Ahmet Öktem ve Avni Yamaner’le birlikte STT’yi kurar. Topluluğun 1978-1981 yıllarında düzenlediği tüm sergilere katılır. Akademi’nin “resim, heykel, obje sanatı ya da kavramsal sanat kapsamına girebilecek işler arasında ayrım gözetmeden, geleneksel/alışılmış kalıpları zorlayan, evrensel çağdaş sanat paralelinde, özgün işlere yer vermek”[14] amacıyla Sanat Bayramı kapsamında düzenlediği Yeni Eğilimler (1977-1987) sergilerinin ilk ikisine katılır[15]. Bunlarla aynı dönemde başlayan Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergilerinin (1984-1988) gerçekleşmesinde etkin rol oynayan sanatçılar arasında yer alır ve bunların tümü için iş üretir. Akabinde düzenlenmeye başlayan A,B,C,D (1989-1993) sergilerine katılıp tümünün organizasyonuna katkıda bulunur. 1988-1995 yıllarında Yılmaz Aysan, Alparslan Baloğlu, Ahmet Öktem, Ergül Özkutan ile “gönderi-yapıt” KORİDOR‘u[16] hazırlar. 1978’den 1990’lı yıllara uzanan bu süreç Kiraz’ın söz konusu sergiler dışında Maçka Sanat Galerisi, Mine Sanat Galerisi, İzmir Türk-Amerikan Derneği gibi mekânlarda düzenlenen kişisel ve toplu sergilerle II. İstanbul Bienali (1989) ile aralarında XI. Paris Bienali’nin (1980) de bulunduğu yurtdışındaki etkinliklere katıldığı bir dönemdir.[17]

İsimsiz, Kişisel Sergi’den görünüm, İzmir Türk-Amerikan Derneği, 1986
SALT Araştırma, Serhat Kiraz Arşivi.

Kiraz bu döneme yayılan işlerindeki bütünlüğü ve sürekliliği şöyle anlatır: “Benim işlerim birbirlerinin içinden çıkıyor. Her yaptığım işte, bütün geçmişte yaptıklarımı yeniden sorguluyorum. İşlerimi her odası birbirine açılabilen bir labirentin odaları gibi düşünüyorum. Son yaptığım iş, ilk yaptığım işe açılabilir, aynı anda ilk yaptığım iş de son yaptığım işe.”[18] Bu bağlamda Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü’nün sanatçının 1980’lerin ikinci yarısında gazeteler ve figürler kullandığı birbirini anımsatan diğer işlerinden bağımsız düşünülemeyeceği aşikârdır.

İsimsiz, detay, 1986
SALT Araştırma, Serhat Kiraz Arşivi.

Sözü edilen bütünlük içerisindeki işlerden ilki 1986’da Kiraz’ın o dönem İzmir’de bulunan sanatçı arkadaşları Erdağ Aksel ve Cengiz Çekil’in girişimiyle İzmir Türk-Amerikan Derneği’nde düzenlenen Kişisel Sergi’deki İsimsiz enstalasyonudur. İzmir Türk-Amerikan Derneği, Türkiye’nin 1952’de NATO’ya katılmasının ardından İzmir’e görevli olarak gelen Amerikalılar ile Türkiye vatandaşları arasındaki ilişkileri geliştirmek, iki ülke dostluğunu ve kültür ilişkilerini güçlendirmek amacıyla 1954’te kurulmuştur.[19] Kiraz, bu sergi için mekânın kuruluş amacı ile tavanındaki camla örtülü açıklığı göz önünde bulundurarak İsimsiz işini üretir. Yan yana dizili gazetelerin üzerine uyguladığı ve Time Life dergisinden derlediği savaş, şiddet, cinayet, işkence fotoğraflarından bir görüntü dizisi yaratır. Kendi kalıbından mumyayı mekâna konumlandıran sanatçı, cam tavandaki kadın ve erkek figürünü ayak ucunda yer alan embriyoya yansıtır. Dünyanın olumsuzlukları arasında yaşam ile ölümün gerçekliğini ve insanın yaradılışını sorgular.

İsimsiz, Kişisel Sergi’den görünüm, Maçka Sanat Galerisi, 1987
SALT Araştırma, Serhat Kiraz Arşivi.

Kiraz bu sergiden kısa bir süre sonra Maçka Sanat Galerisi’nde düzenlenen Kişisel Sergi’sine (1987) aynı işle katılır. İşin ögelerinden biri olan embriyoyu mekânın ortasında konumlandıran ve kadın ile erkek siluetini tavandan yansıtmaya devam eden sanatçı, İzmir Türk-Amerikan Derneği’nden farklı olarak gazeteleri mekândaki nişin içerisine yığın halinde yerleştirir. Duvarlarda basılı kaynaklardan derlediği görsellerle beyaz bir tuval kullanır. Mumyayı andıran heykelini Maçka Sanat Galerisi’nin arka odasına gizleyen sanatçı, burayı bir mabede dönüştürür. Doğum ile ölüm arasındaki döngüsel hareketi işin ögeleri üzerinden görselleştirmeyi amaçlar.

Boyutlar, Toplu Sergi’den görünüm, İzmir Türk-Amerikan Derneği, 1987
SALT Araştırma, Serhat Kiraz Arşivi.

Gazete, Kiraz’ın aynı yıl Cengiz Çekil’in girişimiyle İzmir Türk-Amerikan Derneği’nde düzenlenen Toplu Sergi’deki (1987) Boyutlar işinin de ögelerinden olur. Bu işte duvara dizili gazeteler üzerine daha önceki çalışmalarında kullandıklarına benzer kadın ve erkek figürlerini boya ile uygular. Yerdeki ayak izleriyle geçmiş ile bugün arasındaki bağları, duvarda kontakt baskılarla birlikte sunduğu astrolojik simgeler aracılığıyla varoluşu sorgular. Aynalarla mekânın görünümünü ve izleyiciyi yerleştirmeye dahil ederek işe yeni “boyutlar” katar.

“Yapının [Hareket Köşkü] belirli dönemlerde kullanım amaçları doğrultusunda kurgum ortaya çıktı. Bu bağlamda şu anda o mekânın dışında bir yerde böyle bir kurguyu gerçekleştiremezdim”[20] diyen Kiraz 1988’de 5. Öncü Türk Sanatından Bir Kesit için ürettiği Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü enstalasyonunu 2019’daki Kâğıt sergisi (Pilevneli Project, Mecidiyeköy) için yeniden kurgular. Penceresi olmayan, gri beton duvarlı mekândaki kapıyı işin ögeleri arasına katar ve işkence odasına girişi sembolize eder.  Bu yerleştirmeye ayrıca işin 1988’de Hareket Köşkü’ndeki sunumundan görselleri ekler. Kiraz, 31 yıl sonra yeniden kurguladığı işin güncelliğini koruduğuna dair düşüncelerine şu sözlerle değinir: “[Gazeteler] o gün de zamlardan, vergilerden, ezilen halktan bahsediyorlarmış, şimdi de aynı”.[21]

Günlerin Görüntüleri – Bugünün Görüntüsü Kiraz’ın gerçeklik peşinde topluma ayna tuttuğu işleri arasında önemli bir konuma sahiptir. Sanatçı, işlerinde kullandığı ögeleri yaşadığı dönem ve coğrafya, toplumsal meseleler, bilim, doğa ve mekânlarla ilişkilendirerek bir ifade biçimine dönüştürür. Doğa olaylarını, insanın ve evrenin yaradılışını, geçmiş ile geleceği, bilimsel ve tarihsel bağları sorgular. Şu sözleriyle örtüşecek şekilde içerisinde bulunduğu zamanın koşullarını üretimi üzerinden sunmayı amaçlar: “Ben yaşadığım çağın tanığıysam, benim yapıtım da yaşamımın ve çağımın belgesi olmalıdır.”[22]

Bir Argonotlar Çalışması: Türkiye Çağdaş Sanat Tarihine Çoğul Bir Bakış

[1] Lale Filoğlu, “Hareket Köşkü’nde Öncü Sanat”, Cumhuriyet, 7 Haziran 1988.

[2] Semih Kaplanoğlu, “‘Öncü Türk Sanatından Bir Kesit’ Sergisinden Bir Kesit”, Gergedan, Sayı: 17, Temmuz 1988, s. 10.

[3] Nilgün Özayten, Mütevazı Bir Miras – Batıda Obje Sanatı / Kavramsal Sanat / Post-Kavramsal Sanat ve Türkiye’de 1965-92 Yılları Arasındaki Benzer Eğilimler (doktora tezi), İstanbul : SALT, 2013, s.108. https://saltonline.org/tr/548/mutevazi-bir-miras-batida-obje-sanati-kavramsal-sanat-post-kavramsal-sanat-ve-turkiyede-1965-1992-yillari-arasindaki-benzer-egilimler?books (son erişim tarihi: 25.12.2021)

[4] Sıdıka Yılmaz, Bir Metamorfoz Öyküsü: 1980’ler ve Basın, Ankara : Bilgin Kültür Sanat Şti. Ltd., 2018, s. 6.

[5] Hüreyye Özdemir, Asker “Hazır Ol” Deyince : 12 Eylül 1980 Döneminde Sansür ve Oto-sansür, İstanbul : Libra, 2018, s. 51.

[6] Detaylı bilgi için bkz: Gülsin Harman, Neden Gittik Buradan: Babıâli, SALT Blog, 2015 (son erişim tarihi: 12.01.2022)

[7] Sıdıka Yılmaz, a.g.e., s. 51.

[8] Bu sergi Fransa’dan Gerard George Lemaire, Yunanistan ve Kıbrıs’tan Efi Strousa, İspanya’dan Teresa Blanche, Yugoslavya’dan Biljana Tomic, İtalya’dan Renato Barilli, Filiberto Menna, Pietro Marino, İsrail’den Amnon Barzel ve Türkiye’den Beral Madra’nın küratörlüğünde düzenlendi. Detaylı bilgi için bkz (son erişim tarihi: 30.12.2021)

[9] Sanatçı ile 03.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen görüşmeden. Lojistik sebeplerden dolayı bu çalışmada Türkiye’den gazetelerin yerine İtalyan gazeteleri kullanıldığını belirten Kiraz, bu sebeple eleştiriler aldığından bahseder.

[10] Sanatçı ile 03.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen görüşmeden.

[11] Öncü Türk Sanatından Bir Kesit sergisi kataloğu, 1988.

[12] Nilgün Özayten, a.g.e, s. 184.

[13]Nilgün Özayten, a.g.e, s. 97.

[14]Nilgün Özayten, a.g.e, s. 108.

[15] Serhat Kiraz 1. Yeni Eğilimler sergisinde (1977) Adsız işiyle mansiyon, 2. Yeni Eğilimler sergisinde (1979) ise Görsel Yanılsamalı Algılama ve Gerçeklik işiyle başarı ödülü aldı.

[16] KORİDOR’un tüm sayılarının yanı sıra hazırlık toplantılarında derlenen not ve dokümanları bir araya getiren arşivine SALT Araştırma’da erişilebilir.

[17] Detaylı bilgi için sanatçının 1970’lerden günümüze tüm üretimine dair kaynakları bir araya getiren arşivi SALT Araştırma’da çevrimiçi incelenebilir.

[18] Nilgün Özayten, a.g.e, s. 184.

[19] https://www.izmir-taa.org.tr/tarihce (son erişim tarihi: 25.12.2021)

[20] Esin Dalay, “Öncü Sanatından Bir Kesit Sonrasında ‘Öncü’lerle Söyleşi”, Hürriyet Gösteri, Sayı: 92, Temmuz 1988, s. 60.

[21] Orhun Atmış, “Serhat Kiraz, gazetemizin sayfalarından oluşturduğu eserleriyle sergideki yerini aldı”, Cumhuriyet, 15 Şubat 2019. https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/serhat-kiraz-gazetemizin-sayfalarindan-olusturdugu-eserleriyle-sergideki-yerini-aldi-1250504 (son erişim tarihi: 30.12.2021)

[22] Beral Madra, “Serhat Kiraz”, Arredamento Mimarlık, Sayı: 100+1,  Mart 1998, ss. 128-129.

Abonelik alındı!

Bülten aboneliğinizi onaylamak için lütfen e-postanızı kontrol edin.

İlginizi Çekebilir

Söyleşi

Yaratıcı sektörün farklı alanlarından isimlerle toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine gerçekleşen podcast serisinin arka planını ve arşivsel niteliğini Duygu Demirdağ ve konuklara sorduk.

Eleştiri

Küratörü Sevim Sancaktar’ın uzundur üzerinde düşündüğü bir konseptin sonucu olan Maharetli Şeyler, 3 Aralık’a kadar görülebilecek. Millî Reasürans işbirliğiyle serginin kapsamlı bir okuması Argonotlar'da.

Eleştiri

“Hareket içinde temsille sürekli bir çekişme var” İnci Eviner’e göre. "Bu kadınlar sonsuz bir zaman içinde mücadelelerini sürdürürlerken onlara yüklenmiş kimliklerle de mücadele ediyorlar."

17. İstanbul Bienali

17. İstanbul Bienali kapsamında katılımcılarla gerçekleştirdiğimiz söyleşi serimiz devam ediyor. Yenikapı, Langa bölgesindeki biyoçeşitliliği merkezine alan çalışmasıyla Orkan Telhan'ı dinliyoruz.