Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Kütüphane

Daireler çizerek sürekli uçuyorlardı

SANATORIUM’da devam eden Çağla Köseoğulları’nın “Daireler Çizerek Sürekli Uçuyorlardı” başlıklı kişisel sergisinin küratör metni Argonotlar Kütüphanesinde.

Çağla Köseoğulları, Daireler Çizerek Sürekli Uçuyorlardı, Küratör: Kevser Güler, Yerleştirme fotoğrafı, sanatçı ve SANATORIUM’un izniyle (Fotoğraf: Zeynep Fırat)
Çağla Köseoğulları, Daireler Çizerek Sürekli Uçuyorlardı, Küratör: Kevser Güler, Yerleştirme fotoğrafı,(Fotoğraf: Zeynep Fırat)

Kuşlar adlı eski bir oyunda kuşlarla ilgili bir hikaye var.

Dünyanın kurulmasından önceye dayanan kısa bir hikaye bu

Yeryüzünün, toprağın henüz var olmadığı

Her yerde sadece havanın ve kuşların var olduğu zamandan bir hikaye

Öyle ki, hikayede konacak bir yer yok.

Çünkü toprak yok.

Bu yüzden kuşlar havada daireler çizip duruyorlardı.

Çünkü henüz dünya var olmamıştı.

Çıkan ses sağır ediciydi. Öten kuşlar her tarafı kaplamıştı.

Milyarlarca, milyarlarca ve milyarlarca kuş.

Ve bu kuşlardan biri bir tarla kuşuydu. 

Bir gün bu tarla kuşunun babası öldü.

Ve bu büyük bir sorundu, çünkü babasının bedenini ne yapmalılardı?

Bedeni koyacak bir yer yoktu, çünkü yeryüzü yoktu.

Ve sonunda tarla kuşu bir çözüm buldu.

Babasını kendi kafasına gömmeye karar verdi.

Ve bu hafızanın başlangıcı oldu.

Çünkü bundan önce kimse hiçbir şey hatırlayamıyordu.

Yalnızca daireler çizerek sürekli uçuyorlardı.

Devasa daireler çizerek sürekli uçuyorlardı.

Laurie Anderson, Hafızanın Başlangıcı, (Çeviri: Çağla Köseoğulları, Kevser Güler, Melih Aydemir)

Bedene gömülü hatıralar dünyayı anlamlandırma biçimlerimizin neresinde durur? Yaşamın, yaşananların bedensel izleri, hikayelerde yer bulmamış olan geçmişle karşılaşma ve ilişki kurma yollarımıza dair ne söyler? Son dönem çalışmalarında bedenin zamansal açıklığının ifadelerine odaklanan ve beden hafızası kavramı etrafında üretimini sürdüren Çağla Köseoğulları, bu yapıtlarında beden hareketinin izlerinin biçimlerine, etkilerine ve anlamlarına yakından bakmayı öneriyor. 2020-2023 arasında ortaya koyduğu işlerinde sanatçı, resim yapma yöntemlerini yeniden biçimlendiriyor, ve çizmek, boyamak, belirlenmiş bir imgeyi temsil etmek yerine etkilenen bedenler olarak yüzeylerin failliğini devreye soktuğu performatif yollar benimsiyor. 

Köseoğulları, “Toz”, “Yol”, “Yer” ve “Dalga” isimlerinde dört iş serisi olarak ürettiği bu dönem yapıtlarında, sezgisel el hareketleriyle müdahale ettiği yüzeylerde uçucu lekeler oluşturuyor. Yüzeyin kendini geri çekip imgeye yer açan bir oluş halinde kalmasını reddediyor, bedensel bir hafızanın izlerini taşıyan jestleriyle yüzeyi hareket ettirerek yapıtta etki eden ve etkilenen bir beden olarak var oluşunu vurguluyor. Beden hafızasının, bedenler arası oluşunu yapıtlarını üretme sürecinde de görünür kılıyor ve yüzey ve malzemeyle ilişkisini performatif bir bedensel etkileşim olarak kat ediyor. “Toz”, “Yol”, “Yer” ve “Dalga”  serilerinin her birinde ayrı bir tekniği benimseyen sanatçı söze dökülmemiş, açığa çıkmamış hatıraların, bedenin belleğini canlandırmanın, meditatif süreçlerinin izini sürüyor.

“Yer” serisi, sanatçının kağıt üzerine füzenle çalıştığı yapıtlarından. Füzeni kağıda uygulayarak homojen simsiyah bir yüzey oluşturan sanatçı, füzenin kadifemsi ve ışığı neredeyse hiç yansıtmadan yutan siyahlığıyla kağıdın beyaz yüzeyinin üzerine yeni bir yüzey oluşturuyor. Köseoğulları beyazın yansıtan, ayrıştıran boşluğu yerine koyduğu bu simsiyah zeminle, kapsayan, karşısında duran kişiyi içine alan bir boşluk oluşturuyor. Sanatçının bu homojen siyahlığı oluşturmak için katman katman uyguladığı füzenin tozsu dokusunun herhangi bir dışsal etkiyle uçuşup dağılabilecek haliyse bu kararlı simsiyah zeminin kırılganlığıyla yüzleştiriyor. Köseoğulları “Yer” serisinde oluşturduğu bu siyah tozsu zeminler üzerinde belirsiz manzaralar görmeye çalışıyor ve bu manzaraları silgi kullanarak keşfediyor. Uzak Doğu resim geleneğinin boşluk kavrayışıyla da ilgilenen sanatçı, siyah zemin üzerinde silgiyle füzen katmanını azaltarak jestinin izni bırakıyor. 

Köseoğulları’nın füzen tozu kullanarak ürettiği “Toz” serisi de boşluğun öne çıktığı yapıtlarından. Sanatçı bu serinin parçalarını üretirken, füzen tozunu kağıda bırakıyor ve kağıdı çeşitli biçimlerde hareket ettirerek füzen tozunun boşluklar, izler ve öbekleşmeler oluşturmasını sağlıyor. Sanatçının sezgisel el hareketlerinin yanında, ortamın hava akımı, nemi, zeminin titreşimleri gibi fiziksel etkiler de kağıt üzerindeki biçimlerin oluşmasında etki ediyor. Laurie Anderson’un “Hafızanın Başlangıcı” şarkısında bahsi geçen Kuşlar’ı da anımsatan bu tozsu manzaralar, tıpkı hafızanın bedenselleşmesi süreçlerinde olduğu gibi, kağıt üzerinde her an dağılabilecek düğümler, yoğunluklar içeriyorlar.    


”Dalga” Serisi, 2023, PVC üzerine mürekkep, 30 x 42.5 cm (her biri), fotoğraf: Zeynep Fırat

“Dalga” serisi Çağla Köseoğulları’nın PVC üzerine mürekkep kullandığı ve tıpkı “Toz” serisinde olduğu gibi yüzeyin kendisini hareket ettirerek ürettiği bir diğer seri. Sanatçı PVC yüzeye akıttığı mürekkebi, yüzeyi hareket ettirip kaydırarak bu seriyi ortaya koyuyor. PVC’nin saydamlığının yapıta bir geçirgenlik de kattığı bu seri, bakışı, bir mesafe öngören manzara imgeleriyle ancak çok yakından bakıldığında izlenebilecek mikroskobik görüntüler arasında belirsiz bir yere konumluyor. “Dalga” serisi oluş biçiminde sanatçının bedensel hafızasının izlerine açıklığı yanında, bakışın mesafesini belirsizleştirmesiyle de hafızayla ilişkinin kaygan zeminine dair imgeleri davet ediyor. 

“Yol” serisi, 2023, çeşitli boyutlarda, Fotoğraf: Zeynep Fırat

Seramik heykellerden oluşan yapıtlarını içeren “Yol” serisinde ise Köseoğulları bedenin anımsamalarını canlandırmanın başka bir yolu olarak çamuru katlamanın olanaklarını irdeliyor. Sanatçı düzlemselleştirdiği çamuru çeşitli biçimlerde katlayarak ortaya koyduğu heykellerinde bedeninin hareketlerinin üç boyutlu etkilerini kat etmeye dair bir olanağın peşine düşüyor. “Yol” serisindeki heykeller ağaç kovuğu kalıntıları, hayvan derileri, bulunmuş kaya parçaları, kurumuş topraklar gibi çağrışımları da akla getirirken yalnızca sanatçının elinin hafızasının izini taşımıyorlar imgesel hafızayı da başka bakımlardan tetikliyorlar.  

“Daireler Çizerek Sürekli Uçuyorlardı” sergisinde, Çağla Köseoğulları 2020-2023 yılları arasında ürettiği “Toz”, “Yol”, “Yer” ve “Dalga” isimli yapıt serileriyle, soyut biçimlerle kesinliksiz bir geçmiş, şimdi ve gelecek arasında beden hafızasını hikayesiz bir hikaye gibi ortaya koyuyor. Bedenleşen hatıraların, bedene yazılı hareket tarzlarının, bedenin tüketilemez performatifliğinin izlerinin dünyayla yeni bağlantılar kurma süreçlerimize nasıl dahil olduğunu birlikte düşünmeye davet ediyor. 


Bu yazı, SANATORIUM’da 5 Mayıs – 10 Haziran 2023 tarihleri arasında gerçekleşen Çağla Köseoğulları’nın “Daireler Çizerek Sürekli Uçuyorlardı” başlıklı kişisel sergisinin küratör metnidir.

İlginizi Çekebilir

Eleştiri

İzmir’in sanatsal geleneğinin bir halkası olarak ilk kez düzenlenen İzmir Akdeniz Bienali’nin çağrışımları; organizasyon şeması ve kentin sanatla ilişkisi üzerine düşünceler doğuruyor.

Söyleşi

Tuğçe Tezer’in 2013’ten bu yana yürüttüğü çalışmaların ürünü olan Antakya Yürünebilir Kent Tarihi Rehberi projesi bugün ayrı bir önem taşıyor. Yürünebilir Tarih turlarının ilki...

Eleştiri

Yapı Kredi Sanat Galerisi'nde sürmekte olan “Bugünü Resmetmek” sergisini Fatih Özgüven değerlendirdi: Nedir bugünü resmetmek? Yoksa kastedilen bu günü resmetmek mi?

Eleştiri

Duraklamalardan, düşünmeler ve hatırlamalardan ibaret, tanıdık nesneler ve hikâyelerin kesişenlerinin bol olduğu “Elinin Emeği Gözünün Nuru” yaz boyu Eskişehir’de Eldem Sanat Alanı’nda.