Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Gündem

Silahlar ve viryonlar: Mel Chin’in “Görüyorum (…Enfeksiyonun asi mekaniğini)” performansı

Sanatçı Mel Chin kamuya açık bir konuşma için toplanan izleyicilere tüfek doğrultmasından otuz yıl sonra günümüzün viral korkuları bağlamında yeniden inceliyor.

Mel Chin’in kamuya açık bir konuşma için toplanan izleyicilere tüfek doğrultmasından otuz yıl sonra, sanatçı bu ürkütücü ama ileri görüşlü performansı, yeniden dirilen faşizmlerin, yaygın viral korkuların ve her şeyi yeniden tasavvur etme ihtiyacının yaşandığı bu dönemde yeniden inceliyor.

***

1993, bizlerin göremediği siyasi-toplumsal bir silahın topluca kafalarımıza doğrultulduğu bir yıldı. Halkın hiçbir işine yaramayacak danışıklı hasmane vaatler eşliğinde zorla öngörülemeyen bir geleceğe doğru ittiriliyorduk. Frank Zappa’nın bizi faşist teokrasinin yükselişi nedeniyle demokrasiye yönelik tehdit konusunda uyarmasından bu yana yedi yıl geçmişti. Dünya Ticaret Merkezi daha yeni bombalanmıştı ve Waco’daki Branch Davidian kültüne ait yerleşkede yaşanan çözümsüzlük, üzerlerine silahları, köktenciliği ve yerel terörizmi yağdırmaya başlayan kara bulutları kışkırtan bir ateş fırtınasına dönüşmüştü. Neoliberalizmin yeniden kurulması için bastıran bir Clinton başkanlığının ilk aylarında, sanat ve mimari mağazası Storefront for Art and Architecture, geleceğin ekolojisi ve teknolojisi üzerine laga luga yapması için bir grup insanı Manhattan’da toplamıştı.

25 Nisan 1993’te, saat 14.00’te, Chelsea’deki Dia Center for the Arts’ta toplanan izleyicilere bir tüfek doğrulttum.

Tamamen bir an önce görevini tamamlayıp konferans salonundan çıkıp kaçmaya çalışan bir askeri suikastçı zihniyetiyle konuştum. Ardından Raytheon Gece Görüşü dürbününü tüfekten söktüm ve göz merceğine yerleştirilmiş kablosuz mikrofona, hiçbir şeyden habersiz bir konakçının mukozal yolunda gezinen bir HIV viryonunun sesiyle fısıldadım. Sonrasında ise performanstan birkaç saat önce yazılmış bir metni okudum.

Metin, mimarların, sanatçıların ve akademisyenlerin dikkate alması gereken alternatif süreç yolları üzerine şifreli bir eylem çağrısıydı. Çifte ajanlar olarak hareket etmemizi, arada sırada, bireysel olarak yaptığımız şeylere dair övgüleri ve yergileri bir kenara bırakıp bunların yerine toplumsal bir mücadelenin gizli ajanları olarak bir araya gelmemizi önerdim. Keskin nişancı viral varlıklar olarak, kutuplaştırıcı ve rahatsız edici bir “Yeni Dünya Düzeni”ne gizlice kendi kendini kopyalayarak bir karşı-ayaklanma yerleştirecek opsiyonel karşılık verme yöntemlerine sahip olabiliriz.

Yıl 2023 ve göremediğimiz silah yine başımıza dayanmış durumda.

GÖRÜYORUM
…enfeksiyonun asi mekaniğini

Mel Chin
1993

AÇIKLAMA: 25 Nisan 1993’te Dia Center for the Arts’ta Gerçekleştirilen ECO-TEC New York Konferansı için transkript ve performans notları

BÖLÜM 1
1.

Tanıtımdan sonra 30 saniyen var…

Remington M700 .30-06 sürgülü, değiştirilmiş (kablosuz mikrofonlu) Raytheon Gece Görüşlü, teleskopik görüşlü keskin nişancı tüfeğini, panel masasının altındaki gizli alandan al. Tüfeği boş mermi ile yükle. Kürsüye çık ve pozisyon al. İzleyicileri başlarının biraz yukarısından, en uçtaki KD köşesine doğru hedefine al.

2.

Takım elbisene gizlenmiş mikro teyp kasetinden gelen bu satırları tekrarla…

Seni görüyorum ve de kamuflajımın yeniliğini
Nisan — hava durağan ve
akım yok.
5 kuzey yönünde karartma
saat 2
27 metre mesafe
25 akustik birlik
43 saniyelik ara
25 dakikalık süre
3 derece
İstikamet batı
Hudson üzerindeki IBS
E’yi sekize getir
İkincil ısı yükseliyor ve
Başlıksız Birimin zırhı yok.
Şartlar tamam
Ateşleme hazır.
Sakin.

GÖREV devamı

3.

Tüfeğin tetiğini çek. “klik” sesi duyulur, adam sesi: “VUR”

4.

Mermiyi yerleştir

5.

a. Başka bir “tabanca” çek (silah metalinin siyah rengine boyanmış küçük kablosuz Makita matkabı)… dürbünü tüfeğe bağlayan vidaları sök.

b. Mikrofonu/skopu aç ve mikro kasetteki sesi takip etmeye devam et.

Seni görüyorum ve de derinin yeniliğini ve geçirgenliğini
tutkunun aktarımı
akışkan bir yolculuk
mukoza duvarının kapılarından doğru…
Hizalanıp kılcallardaki trombositlerle
ve akıyor ana arterlere
fagositik hücreler biraz alıyor

CD4 beni alıyor.

Eklemler kaynaşmış
çıplak… ama ben artık değilim.
ters transkriptaz
sitoplazmik misafirperverlik
di-ribo-nükleik sarmalı hediyesi.
çekirdek ağında iki katına çıkıp
Toparlıyor, birleştiriyor
ve oluşturuyor MRNA’yı.
protein kasası
yüzey parçaları
Bağlanıp kurtuluyor hücreden
fagositik ve antikor hafızaları geri dönüyor…

GÖREV devamı

6.

Mikrofonu/teleskopik görüşü bırak… kürsüden metni oku.

METİN:

Görüyorum (…enfeksiyonun asi mekaniğini).

Hayatın sonunu anormal bir şekilde hatasız bir hassasiyetle işaretleyen iki kişinin inşa edilmiş sesleriyle başlıyorum — gizli bir barış zamanı keskin nişancı Deniz Piyadesi (doğruluğu 1000 metrede %98 olan) ve bir viryonun bir insan konağı içindeki patolojik yürüyüşü. Her ikisi de belirli direktifler altında iktidara sahip olmaya dair hayali yorumlardır — biri devletimizin militan iradesini uygulayan Kolordu’ya bağlı, diğeri ise evrimsel sürecin iradesi dahilinde benzer bir alışkanlık kodu altında faaliyet gösteriyor. Göreve hazırlanan üst düzey Deniz Piyadeleri, tıpkı prokaryotik soydan arındırılmış yaşam formu gibi, uzmanlaşmış seçkin varlıklardır. Her ikisi de daha büyük, çetin bir psikolojik mimarinin parçası ve ürünü haline gelen bir iklim yaratır.

Bu açıklamaları, siyasi yorum ve tanıklık yapan ve yapmaya devam eden kendi çalışmalarımın belirli bir bölümünün eleştirel bir perspektifi ile trajedi ve koşullu gerçekliğin ışığında uygun duygu ve eylemi uyandırma konusundaki kişisel yetersizliğimden yapıyorum. Aşağıdaki reçetelerin amacı, bir şeyler keşfetmek yerine kışkırtmak ve kesinleştirmek yerine bakışı yoğunlaştırmak için bir yöntemin keşfi ve yansımasıdır. İşte bu arzu amacımı belirliyor.

Artaud, Tiyatro ve İkizi adlı eserinde şöyle bir yorumda bulunur: “Aziz Augustinus, Tanrı’nın Şehri adlı yapıtında, organları yok etmeden öldüren veba ile yalnızca bir kişinin değil, bir halkın da ruhunda, onu öldürmeksizin en gizemli bozulmalara neden olan tiyatro arasındaki eylem benzerliğini dile getirir.”

Euripides’in İon’unda Gorgon’un “içi boş damardan fışkıran” iki damla kanı vardır — biri her şeyi iyileştiren, diğeri her şeyi öldüren.

GP 160’ın (gluko protein 160 molekül ağırlığı) Walter Reed Hastanesi’ndeki Ordu doktorları tarafından post immünolojik bir araç olarak tanıtılması övülmelidir (test serumunun zorunlu olarak aşılandığı söylentisi değil). GP 160’ın (gluko protein 160 molekül ağırlığı) Walter Reed Hastanesi’ndeki Ordu doktorları tarafından post immünolojik bir araç olarak tanıtılması övülmelidir (test serumunun zorunlu olarak aşılandığı söylentisi değil.) Benim katır gibi davranışım, her şeyin o kadar çabuk değişmediğini kanıtlıyor. Askeri-endüstriyel kompleksin “her zamanki durgunluğundan” hemen bir Gould ve Eldridge kesintili dengesinin doğmasını beklemiyorum. Bu tekil çaba alkışlanacak olsa da, söz konusu istek eski bir gerici savaş ezgisi mi olacak? Sarı kurdeleyi eski meşe ağacından alıp onu neofaşist bir ikona dönüştürmek kadar kolay olan, gelecekteki değiştirilmiş bir RNA‘nın aryası mı olacak? Eğer antidot öncelikli olan ise, işlenmiş bir gp 160 zarfı içinde paketlenmiş haldeki daha öngörülebilir ve öldürücü olan o tek iğnede öldüren genetik zehir çok geride kalmış olabilir mi acaba? Teslimatı aldatıcı sosyal temas yoluyla mı olacak? Yoksa bir sonraki zirvedeki bir kucaklaşmada mı?

Sanırım spekülasyon yapmam ve aynı zamanda şüpheciliğimin hedefini kendi disiplinimin sınırları içinde yeniden ayarlamam gerekecek. Yüksek fikirli temeller üzerinden sanat eserleri ortaya koymak değil niyetim. Ancak müzelerin ve galeri sistemlerinin zaten silahlanmış ve kötüleşmiş tarikat liderleri gibi davrandığını öne sürersem, bu benim de iyi niyetli kurumsallaşmış bir kalamarın o zayıf sol kollarından biri olabileceğim mi demektir? Hoşgörülü ifadelerim, farkında olmadan kalpsiz bir şirket/sömürge denizinin PR ihalesini yapıyor olabilir mi? Kendi mürekkebinizi üretiyorsanız tüm bunlar kolaydır. Savunma mekanizmalarına başarılı bir şekilde nüfuz etmiş ve yerleşik kutsal salonlarda eleştiriler kurgulamış olan bazı takdir ettiğim eserler var. Ama biz enayi bir yem miyiz? – bizi yavaş yavaş o gagaya çekecek kavrayıcı dokunaçlar tarafından rahatlatılan ve okşanan geçici züppeler miyiz? Protestolarımız nefis… Döktüğümüz safra en iyi mürekkebi yapar ve en iyi serbest bırakma, bir Basın Bülteninin karartma perdesidir.

David Black, AIDS ile ilgili kitabı The Plague Years (Veba Yılları)’ı uyarıcı bir hikâye olarak tanımladığı şeyle bitiriyor:

“Hıyarcıklı veba, Himalayaların eteklerinde, Garwhal ve Kumaon olarak bilinen bir bölgede başladı. Saracen imparatorluğu, Avrupa’yı hastalıktan korumak için bir tampon görevi gördü. Avrupalılar Haçlı Seferleri sırasında Sarazenlerle savaştıklarında, savaş alanında ne kadar başarılı olurlarsa, kendilerini memlekette hastalığa karşı o kadar savunmasız hale getirmiş oluyorlardı. Hangi savaşları kazandığınıza dikkat edin.”

Askeri kompleks ve şirketlerin kalesi gibi geniş kapsamlı mevcut sistemlere karşı tam bir savaş yürütmek için gerekli olan güçleri sıralamak, taktiksel olarak güvenli bir durum değildir. Uzun süreli savaşın faydaları çok azdır. Eğer kıran kırana dövüşmeye çalışırsam — kürsüler o rauntların kanıtı olacak. Bir insan merkezsizleştirici güce nasıl bağlanılabilir ve Foucault’nun söylediği gibi “…hepimizin içindeki, kafamızdaki ve günlük davranışlarımızdaki faşizm, gücü sevmemize, bize hükmeden ve bizi sömüren şeyi arzulamamıza neden olan faşizm” ile nasıl savaşılabilir?

Hmong şair Xeng Sue Yang, kafaya başka bir açıdan yaklaşıyor…

“Nehri geçmek için ayakkabılarımı çıkarırım.
Bir ülkeyi geçmek için kafamı uçururum”

Bu yüzden, o kimliğin bölümlere ayrılması olarak algıladığım şeyden memnun olmayan bir sanatçı olarak, rahatsız edici gözlemlerle kamuflaj derimin içinde oturuyorum.

Belki de savaş açmak, yapmam gereken şey değil; ancak keskin nişancı/virüsün mekaniği, opsiyonel gerçeklik biçimlerinin kapalı sistemlere bulaşması yoluyla özgür düşüncenin üretilmesini veya hayatta kalmasını başlatmak için kullanılmaya değer bir model.

Galeri, müze veya onaylanmış kamusal sanat etkinliği veya alanından ziyade kültürümüzü oluşturan çok sayıda sisteme gezintiler yapmak isteyen bir sanat eseri, bir keskin nişancının/virüsün zihniyetini taşımak isteyebilir.

Keskin nişancı ve virüs gibi, işi doğru yapmak için yeni bir deri bulunmalı ve hedefler inkübatörler olmalıdır. Bir fast food zinciri, köktendinci bir dini mezhebin yerleşkesi, bir tütün şirketinin reklam ajansı ve her zaman popüler olan alışveriş merkezindeki daha az süslü endokrin çukurları gibi geç modern kapitalizmin özelleşmiş inkübatörleri viral eylem için mevcut hedeflerdir.

Bu varlıkları eleştirmek ve hatta onlarla uğraşmak konusunda isteksizim çünkü daha geniş bir vücutta karşılıklı olarak sağlıksızız, ancak bu eleştiriden yola çıkarak gelişmek benim bağ kurmaya dair arzumdur ve bu bağ kurma arzusu keskin nişancı/retro-viral projeleri ilerletebilir.

Hiçbir şeyden habersiz herhangi bir konakçı ile bağlantı kurmak için post-modern sanat çağında icat edilmesi mümkün olan birçok protein kılıfı var. Uygun bir konakçı bulmak için daha az girişim ve hatta bu şüpheli zardan geçmek için gerekli bir kılık olan kafayı veya egoyu çıkarmak için daha az istek var.

Bir keskin nişancının dayattığı korkutucu koşullar artık tarihi savaş günlüklerinde pusuya yatmıyor. Onlar yüzünüzdeler –  her ne kadar gözden uzak olsalar da. Bu tür mekaniklerin olumsuz modeller olarak değil, ciddiye alınmaya değer başarılı çalışan modeller olarak ele alınması gerekir. Geleneksel olmayan mekânlara yapılan bu tür geziler, özellikle büyük hedefler veya sanat ödevleridir. Tabii ki,malum kişiler mevzuya uyanırsa… alternatif kaçışlar planlanmalıdır. İşte yine biyolojik metodoloji üzerinden bir çıkış yolu… hızla mutasyona uğrayın ve bir sonraki hücreye gidin.

Benim paranoyam, uyanıklığım, tanıklığım, komployu teşhir etmem yeterli değil. Daha fazla önlem almalıyım. Nashville, Tenn’li seksen bilmem kaç yaşındaki Aunt E. McRedmond,  “Başlamak, işin yarısıdır” diyor. Beni ilgilendiren bu yarımlık, ortada kalmış hal. Bu nedenle, yarı yapılmış veya tamamlanmamış araçların icadı her zamankinden daha önemli. Yapısal olarak eksik olan viryondan ders alırsak bir ipucu yakalayabiliriz. O kendi türünden daha fazlasını çoğaltmak için belirli bir koşul arar. Bir sanatçı olarak, önemli olanın sanatçının ifadesinin nihailiği değil, önemli olanın eylemin başlatılması olduğu benzer koşulları oluşturmam gerektiğini düşünüyorum.

Tüm bunların öngörülemeyen bir yönü var. Kült yerleşkesine yapılan saldırı, kabul edilebilir insan davranışı modelleriyle ilgili soruları gündeme getiren kaotik ve öngörülemeyen etkilere yol açtı. Hem David Koresh hem de ATF’nin nihai ve öz hedefleri vardı. Şaşkın bir iyimserlikle, benimkinin o kadar katı olmadığını umut edebilirim. Keskin nişancı ve viryon mekaniğine, hayatı baltalamak için değil, bir değişken koşulunu devreye sokmak için dönüyorum. Bu, güvensizlikleri besleyen, söylemden korkan ve söylemlere dirençli, birbiriyle bağlantısı olmayan yaşamları uymaya zorlayan sonuçlara ve ültimatomlara bir seçenektir.

Böyle bir yapının doğasına gelince,

tam bir açıklaması yok, yalnızca

bir post var elde

ve eğer postumu çıkarırsam, ben

artık yokum.


Ç.n.: Sanatçı metin içerisinde silahlar ve viryonlar arasında kurduğu benzerlikten hareketle virüsün bir konakçının derisinden içeri gizlice girmek suretiyle onu enfekte etmesi ile bir keskin nişancının hedefi vurması öncesi kendini kamufle etmesinin aynı mekaniğe sahip olduğunu paylaşıyor. Bu nedenle de metin içerisinde türkçeye deri, kamuflaj ve kamuflaj deri şeklinde kazandırmaya çalıştığım İngilizce “hide” kelimesi üzerinden bir analoji yaratıyor.

İngilizceden çeviren: Erdem Gürsu

Protocinema’nın yeni dijital yayını PROTODISPATCH, sanatçıların kıtalararası kaygıları ele aldığı, kişisel bakış açılarını içeren deneme serilerinden oluşuyor. İngilizce dilinde yayınlanan denemeler Protocinema işbirliğiyle 2023 yılı boyunca her ay Türkçe olarak Argonotlar’da kendine yer bularak bu küresel kaygıların Türkiye sanat ortamında da tartışılmasına alan açacak. Protodispatch’in diğer yayın partnerleri, New York’tan Artnet.com ve Bangkok’dan GroundControlth.com

İlginizi Çekebilir

Duyurular

WOW - Dünya Kadınlar Festivali İstanbul'un üçüncü edisyonuna davetlisiniz!

Eleştiri

Hara, ilk grup sergisinde Sena Başöz, İnci Furni, Ekin Kano, İrem Nalça ve Cansu Yıldıran'ın "güvenli alan" fikrinden hareketle ürettikleri eserlerini bir araya getiriyor.

Kütüphane

Selçuk Demirel'in Bir Ağacın Altında kitabının sunuş metni Argonotlar Kütüphanesinde.

Söyleşi

2018’den bu yana genç sanatçıların üretim süreçlerini desteklemek amacıyla ALİKEV tarafından oluşturulan Genç Sanatçı Fonu dönem sonu sergisini “Tanıklık” temasıyla hayata geçirdi.