Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Duyurular

Yazarak Kuirleştirmek yazı atölyesi’yle İzmir’de

Yazarak Kuirleştirmek projesi 20 Haziran’da İzmir’de yüz yüze gerçekleşecek yazı atölyesi etkinliğiyle devam ediyor. Etkinlik için başvuru formu açıldı.

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen CultureCIVIC Kültür Sanat Destek Programı’nın desteğiyle hayata geçen “Yazarak Kuirleştirmek” adlı atölye ve konuşma programı “Yazarak Kuirleştirmek: İzmir’in Tarihinde Kuir Bir Kazı” başlıklı ilk yüz yüze atölyesini 20 Haziran Perşembe günü İzmir’de gerçekleştirecek. Atölye, kültür ve sanat nesnelerini otoriter kurum ve bireylerce dayatılan ayrımcı anlatılardan özgürleştirmeyi hedefliyor.


GÜNCELLEME (16.06.2024): Argonotlar ve Yazarak Kuirleştirmek programı işbirliğinde, “Yazarak Kuirleştirmek: İzmir’in Tarihinde Kuir Bir Kazı” başlığıyla gerçekleştirilmesi planlanan atölye, mücbir sebeplerden ötürü Argonotlar Editörü Seçil Epik’in kolaylaştırıcılığı yerine proje ekibinden Ecem Arslanay ve Tarık Yüce’nin kolaylaştırıcılığında gerçekleştirilecektir. Henüz kayıt olmayanlar aynı form üzerinden kayıt olabilirler.


Başta İzmir Kent Arşivi olmak üzere, İzmir’e dair online arşivlerinden faydalanarak gerçekleşecek atölye, tarihten anları cinsiyetçi ve heteronormatif anlatılardan özgürleştirerek (kuirleştirerek) yeni yorumlar getirmeyi hedefliyor. Argonotlar Editörü Seçil Epik kolaylaştırcılığında İzmir’de gerçekleşecek yazılı atölyenin çıktıları, tarihsel bir kazı çalışması, bir spekülasyon ya da yaratıcı bir kurgu formatında üretilebillir.

Çıktılar programın web sitesinde yayımlanacaktır. Ayrıca Argonotlar’da da bir seçki sunulması planlanmaktadır. 

Nesnelerde sabitlenmek istenen tekil, hegemonik açıklamaların altını oymayı, anlatıları çoğullaştırmaya odaklanan bu atölyeye başvurmak isteyen katılımcılardan, İzmir’in tarihinden bir belgeyi, bir konuyu, bir dönemi, bir kişiyi ya da aileyi seçerek, kuir bir bakışla yeniden ele almalarını bekliyor, 500 kelimeyi aşmayan araştırma önerilerini başvuru formuna işlemelerini rica ediyoruz.

Katılımcı sayısı sınırlıdır ve başvurular üzerinden seçim yapılacaktır. Başvuru formu ve detaylı bilgi için programın web sitesini ve Instagram hesabını takip edebilirsiniz.

Yazarak Kuirleştirmek projesi çevrimiçi etkinliklerle devam ediyor

Projeyle ilgili detaylı bilgi için Açık Dergi’nin 11 Haziran yayını dinleyebilirsiniz.

Program, 30 Mayıs’ta Ari P. Büyüktaş’ın “Nereye Bakalım/Nereden Bakalım? Arşivlerde Kuir Sanat” başlıklı çevrimiçi atölyesiyle ikinci dönemine başladı. 12 Haziran’da Okyanus Ç. Çamcı, “Korku Janrında Direniş: ‘Son Kız’ Arketipinin Kuir Varoluşları” başlıklı konuşmasında korku sinemasının “son kız” (final girl) arketipini, içinde anime ve manganın da yer aldığı geniş bir imge evreninde, kuir varoluş ihtimalleri üzerinden okuyor. Mata Hari’nin hayatını anlatan çeşitli yayınlar, animelerden Paradise Kiss (1999-2003) ve Tomie (1987-2000), Netflix dizisi Ripley (2024) ve kült bir korku filmi olan Carrie’deki (1976) karakterlerin temsillerine ve hayatta kalma pratiklerine odaklanan sunum, Okyanus’un İstanbul Bienali Çalışma ve Araştırma Programı’nın 2021-2022 döneminde geliştirdiği “Sona Kalan Kız” isimli projesinden yola çıkıyor.

14 Haziran: Burcu Bilgiç ile “Saptıran Anlatıcı”

Performans sanatçısı Burcu Bilgiç, otoriteler tarafından güvenilmez/ tekinsiz/ ciddiyetsiz bulunan, kuir-feminist bir yanlış anlama ve yanlış anlaşılma çabası üzerine şekillenen “Saptıran Anlatıcı” başlıklı atölyesinde gündelik ilişkilerimizde kullandığımız dili kuirleştirmek üzerine metin bazlı, performatif bir akış sunacak. İnternette metinler nasıl yolundan sapar? Hangi tür metinler nerelere saptırılabilir? Kimin metni ne kadar saptırma hakkı vardır? Hak verilmez alınır mı? Atölye, otoriteler tarafından güvenilmez/tekinsiz/ciddiyetsiz bulunan, kuir-feminist bir yanlış anlama ve yanlış anlaşılma çabası üzerine şekilleniyor. Edebiyatta, filmde ve tiyatrodaki “güvenilmez anlatıcı”yı (güvenilirliği ciddi anlamda riskli olan anlatıcıyı) arzulu bir internet-performansına dönüştürmek çabasındaki atölyede, bunu mümkün kılabilecek yazınsal ve performatif stratejiler araştırılacak. İstanbul merkezli bir dansçı, performans sanatçısı ve editör olan Burcu Bilgiç, performans, video, sanal gerçeklik, canlı yayın veya etkileşimli mekânları birleştiren işlere imza attı. Son dönemde odağında aktif hayal gücü ve hayvan imgelerini sanatsal süreçlerde kullanmak, “gerçek” yaşam hikâyeleri ile iç içe geçmiş sosyal medya araçlarıyla erotik bir dil geliştirmek var. Dansın estetiğinden türeyen çalışmaları, gerçek ve sanal sarmal alanlar yaratmak amacıyla bedenden, seslerden ve metinlerden faydalanıyor.

24 Haziran: Alara Demirel’le “Çocuk ve Genç Yetişkin Edebiyatı Üretimlerinde Kuirleşmek”

Editör ve yazar Alara Demirel’in “Bildungsroman Geleneği ve Fan Fiction Kültürü” üzerinden yaygın akımda temsil bulan edebiyat üretimlerinin ve dijital kültürün kuirleştirme eylemini nasıl etkilediğini inceleyen bir konuşma verecek. Heteronormatif zihniyetlerin, “belirli” kitapları “muzır yayın” olarak ilan ettiği bir dünyada büyüyen bireyler, kendi gerçekliklerini yaratma veya var olan gerçekliklerde kuir okumalar yapma ihtiyacı duyarlar — en azından Alara için konu öyle ilerlemiş. Konuşma, Alara’nın kendi üretim ve eğitim yolculuklarından edindiği deneyimden yola çıkarak, kuirleştirme eyleminin kuir feminist yakın okumalar veya kuir-kodlu karakterlerin geçerliliğine odaklanarak mümkün olup olmadığını tartışacak. Sansür mekanizmaları, kuir-kodlu karakterlerin varlığını nasıl etkiliyor? Bildungsroman geleneği, kuirleştirilen karakterlerin önemin altını nasıl çiziyor? Kuirleştirilenler, dijital kültürde fan fiction ile nasıl inşa ediliyor? İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nden mezun olan ve Cambridge Üniversitesi, Antwerp Üniversitesi ile Berlin Sanat Üniversitesi’nde toplumsal cinsiyet bağlamında peri masalları, dramaturji ve küratörlük konularında dersler alan Alara, “kronik olarak çevrim içi”lik durumunu dijitalde kuirleştirilen alanları kutlayarak ve Dijital Medya alanında ürettikleriyle iç içe geçen örnekler üzerinden yeniden okuyor. Editörün Kafa Dergisi’nin Kitap Kafası ekine yazdığı aylık yazılardan, 1950’lerin Peanuts’ındaki Peppermint Patty gibi karakterlerin kanonda yer almamasına rağmen kuir-kodlu olarak yaygınlaşmasından ilham alan örnekler, The Hunger Games (2008–2026) ve TERF yazını Harry Potter (1997–2007) gibi yaygın akımda karşılık bulan serilerin dijitalde nasıl kuirleştirildiğine odaklanacak. Medyascope’ta başlayan yolculuğuna Koç Üniversitesi ANAMED’de yayın asistanı olarak devam eden Alara, 2020 itibarıyla işlerini Studio Aloche adı altında birleştirdi — şimdilerde Aposto, Kafa Dergisi ve Dadanizm gibi yayınlarda popüler kültür okumalarına, sistem değişikliği pratiklerine ve kapsayıcı söylemlere odaklanan projelerde yer alıyor.

27 Haziran: Ezgi Yılmaz ile akademide kuir metotları ve metodoloji atölyesi

Doktora araştırmacısı Ezgi Yılmaz akademide ve akademik araştırmada kuir metotları ve metodolojiyi tartışan atölyesinde, kuiri LGBTİ+ kimlikler için bir şemsiye kavram olarak kullanmanın ötesinde heteronormativiteyle (ve homonormativiteyle) mücadeleyi işaret eden eylemler, süreçler ve bağlantılar olarak ele alarak akademiyi ve akademik araştırmalar dönüştürmenin imkânlarını sorguluyor. Kuiri bir konu veya kimlik olarak çalışmanın ötesindeki imkânları sorgulayan bu atölyede araştırmacı-araştırılan ve nesnellik-öznellik gibi ikilikler de kuir bir yaklaşımla tartışılacak. East Anglia Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’nde doktora araştırmasını sürdüren Ezgi Yılmaz; 2017’den bu yana kuir mekân/coğrafya, teori ve metot konuları üzerine çalışmaktadır. Doktora araştırmasında Londra’da yaşayan Türkiyeli LGBTİ+ların aidiyet mekânları üzerinden evi/yuvayı [home] kuirleştirmek üzerine çalışıyor.

30 Haziran: Nergis Abıyeva ile “Türkiye Sanat Tarihinde Kuir İhtimallerin İzini Sürmek

Yazar ve küratör Nergis Abıyeva 19. yüzyılın son çeyreğinden 1940’lara kadar Türkiye sanat tarihinden kuir ihtimallerin tartışmaya ve spekülasyona açarak, “Türkiye sanat tarihine ikili cinsiyet sisteminin dışında bakabilir miyiz?” sorusundan yola çıkıyor. Heteronormatif değerlendirmenin dışında kalan yapıtlar gündeme getirilecek. Literatürden Malik Aksel’in Resim Sergisinde 30 Gün kitabındaki (1943), Ferit Edgü’nün İzzet Ziya’nın Çok Özel Çıplakları (2000), David Getsy’nin How to Teach Manet’s Olympia After Transgender Studies (2022) gibi yazılı kaynaklar tartışmaya açılacak. İstanbul Teknik Üniversitesi Sanat Tarihi programında doktora çalışmalarına devam eden Nergis Abıyeva Quick Art Space’in direktörlüğünü üstleniyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde “Sanat Yapıtlarının Pazarlanması” başlıklı dersi verdi. 2022’de sanatçı Murat Sinkil’in sanatını ve yaşamını ele aldığı Çağdaş Resmin Dervişi adlı monografik kitabı yayımlandı. 2017’de 1950’lerde Paris’e Giden Ressamlar Bağlamında Tiraje Dikmen konulu araştırmasıyla SALT Araştırma Fonu’nu aldı. Yaşayan, bağımsız sanatçılarla sergiler yapan Abıyeva, akademik olarak Türkiye sanat tarihi kanonunun dışında kalan sanatçılarla ilgileniyor.

İlk dönem etkinlikleri Yazarak Kuirleştirmek YouTube kanalında

Geçen sene gerçekleştirilen etkinliklere YouTube kanalından ulaşabilirsiniz. Zach Blas’in 31 Mayısta gerçekleştidiği “Queerness and the Informatics of Domination” başlıklı konuşma, elektronik bilimi, kompütasyon ve ağlar aracılığıyla kuirliği bir direniş ve haz alanı olarak edimselleştiren eserlere odaklanarak, son on beş yılın sanatsal üretimine bakıp, beyaz kapitalist patriyarkanın boyunduruğundaki bilim ve teknoloji –ki Donna Haraway buna “hâkimiyetin enformatiği” der– ile mücadele eden kuirliğin formel ve estetik açıdan dönüşüm biçimlerini ele aldı. Sanatçı, yönetmen, yazar ve Toronto Üniversitesi’nde Görsel Çalışmalar bölümünde yardımcı profesör olan Zach Blas’in yerleştirme, hareketli görüntü, kompütasyon, teori ve performans odaklı üretimi bugüne dek Whitney Museum of American Art, Australian Centre for Contemporary Art ve de Young Museum gibi önemli sanat kurumlarında sergilendi ve çeşitli bienallerde yer aldı.

5 Haziran’da akademisyen Irvin Cemil Schick, “Osmanlıcada Erotik Dil ve Bize Öğrettikleri: İki Cinsellik, Üç Toplumsal Cinsiyet” başlıklı konuşmasıyla Osmanlıcadan hareketle geçmiş devirlerde Türkiye’de cinsiyetin ve cinselliğin nasıl kavramsallaştırıldığına değinerek, birçoklarının sabit ve değişmez sandığı erkeklik, düzcinsellik, eşcinsellik gibi kavramlara Osmanlı döneminde atfedilen anlamlar gözden geçirdi. Harvard Üniversitesi, M.I.T. ve İstanbul Şehir Üniversitesi’nde öğretim üyeliği, Boston Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde ziyaretçi öğretim üyeliği yapmış olan Irvin Cemil Schick, École des Hautes Études en Sciences Sociales’da ikinci doktorasını tamamlamaya hazırlanmaktadır. The Erotic Margin: Sexuality and Spatiality in Alteritist Discourse (1999) 2), Çerkes Güzeli: Bir Şarkiyatçı İmgenin Serüveni (2004) ve Bedeni, Toplumu, Kâinâtı Yazmak: İslâm, Cinsiyet ve Kültür Üzerine (2011) adlı kitapların yazarıdır.

Baskı sistemlerinin insanların yaşamlarını cinsiyet, sınıf, ten rengi ve cinsellik açısından nasıl etkilediğini göstermeye odaklanan gazeteci, podcast yayıncısı ve yazar Rebekka Endler 15 Haziran ve 5 Temmuz’da, iki oturumluk bir atölye verdi. “The Ruler – On the Patriarchy of Objects and the Creation of Normality” başlıklı atölye, ataerkil ve ırkçı ideolojilerin çeşitli ölçme araçlarıyla çevremizdeki normları nasıl şekillendirdiğine dair genel bir bakış sunanarak; kurallar, sayılar ve standartlar temelinde kategorizasyon ve dışlanmayı inceledi ve tarihsel olarak marjinalleştirilmiş grupları güçlendiren yeni ölçme biçimleri geliştirmeyi hedefledi. Yazarın Das Patriarchat der Dinge başlıklı ilk kitabı, ataerkil gündelik yaşam tasarımlarını ele almakta olup 2021 yılında yayımlanmıştır ve şu anda çok sayıda dile çevriliyor. Türkiye’de Eşyaların Patriyarkası (2023) başlığıyla İletişim Yayınları’ndan çıktı.

Kuir aktivist, yönetmen ve yapımcı Metin Akdemir, 19 Haziran’da gerçekleşen “Muğlak/Mutlak Film Okumaları” başlıklı atölyesiyle, 1980’lerde ve 1990’ların başında çekilmiş üç filme hayalindeki sahneleri eklediği filmi Hayalimdeki Sahneler’de (2020) yaptığı gibi, mutlak bir yere varabilmekten ziyade, kuir muğlaklığın izini sürmeyi hedefledi. Atölye, sanatçının seçtiği ve kadınlar arasındaki hikâyeleri anlatan filmlere hayalimizdeki sahnelerle yeniden bakmak üzere kurgulandı. Bu muhtemel kuir ilişkiler onun okumaları mı yoksa “başka” nedenlerle imadan öteye geçemeyen ilişkiler mi? Ya da bu hikâyeleri kadınlar arası dostluğu mu anlatıyor? Filmleriyle IDFA, Saraybosna Film Festivali, Jihlava Film Festivali gibi pek çok festivalde yer alan sanatçı, 2012’den itibaren LGBTQ+ temalı güncel sanat sergilerinde organizasyon komitesinde görev aldı. “Sınırsız” ve Dramaqueer Sanat Kolektifi içerisinde çalışmalarını sürdürüyor.

Yazarak Kuirleştirmek’in, kurucu direktörü Ecem Arslanay, iletişim koordinatörü ise Tarık Yüce’dir.

İlginizi Çekebilir

Eleştiri

Leman Sevda Darıcıoğlu, Elif Saydam ve Ndayé Kouagou'yu bir araya getiren “Filizlendiğimiz Bir Çatlak” sergisi mekânlardaki ilişki sistemlerinin sınırlarını ve imkânlarını gözler önüne seriyor.

Eleştiri

Johanna Gustafsson Fürst ve Dilek Winchester’ın dans, tipografi, heykel, şiir gibi farklı mecralarda ürettikleri eserleri Arter'de GLOSSOLALALA sergisinde bir araya geliyor.

Eleştiri

Bu yazı, “Dön-Dün Bak: Türkiye’de Trans Hareketinin Tarihi” sergisini Benjamin’le ilişkilendirerek geçmişin devrimciliği, hafıza, direniş, nostalji/anti-nostalji gibi temalar altında analiz etme amacı taşıyordu. Ancak...

Eleştiri

İzmir’in sanatsal geleneğinin bir halkası olarak ilk kez düzenlenen İzmir Akdeniz Bienali’nin çağrışımları; organizasyon şeması ve kentin sanatla ilişkisi üzerine düşünceler doğuruyor.