Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Eleştiri

Güncel kuir üretimlere dair: Bir KIRIK seçkisi

LGBTİ+ sanatçıların işlerinden ve kuir üretimlerinden oluşan KIRIK inisiyatifinin hazırladığı gösterim programını İrem Karaaslan ele aldı.

İz Öztat ve Ann Antidote, Suspended (Askıda) video, 6 dk., 2019.

Dünyada tutucu iktidarların yükseldiği ve geleneksel değerlerin dayatıldığı bir ortamda, KIRIK düzenlediği çeşitli çevrimiçi gösterim programlarıyla haksızlıklar karşısında dayanışmanın dönüştürücü gücünü hatırlatıyor. Yalda Afsah ve Ginan Seidl’in Oğlan (Boy) (2015) isimli belgesel filminin gösterimiyle 23 Kasım 2023’te açılış yapan program, kuir üretimlerden ve farklı coğrafyalardan LGBTİ+ sanatçıların eserlerinden bir seçkiyi izleyiciyle buluşturmaya programdaki en son işi olan Samet Sert ve Nisa Aslan’ın Yuva (Nest) videosuyla devam ediyor. Bu seçki geleneksel normlara uymayan cinsel kimliklere yüklenen kültürel ve siyasi kısıtlamaların, bireyin toplumdaki hareket alanını ve faaliyetini nasıl şekillendirdiğini gösterirken, süregelen baskıcı hegemonyanın, ancak dayanışma gücüyle kırılabileceğini vurguluyor.

Programdaki güncel çevrimiçi gösterimi Yuva (Nest), yönetmen Nisa Aslan ve Samet Sert’in kurguladığı alernatif bir gerçekliği konu alıyor. Yuva’da halkı saran bir kaşıntıdan bahsediliyor ve halktan biri olan X’in bu kaşıntıdan duyduğu haz aracılığıyla başlattığı bir oyun anlatılıyor. Film, X’in omuru sayesinde ormandaki yolunu bulmaya çalışmasını göstererek başlıyor. Ormanda bir süre yol aldıktan sonra X bir Peri’ye denk geliyor ve kaşıntıdan duyduğu hazzı Peri’den saklayamıyor. X’in acıdan duyduğu hazzı fark edince, Peri tepkisini X’in yön bulmak için kullandığı çekirdekleri ortaya çıkararak veriyor. Bu şekilde, Sert ve Aslan’ın filmi Yuva basma kalıp olmayan haz alma biçimlerini oluşturdukları alternatif bir dünya aracılığıyla gösteriyor.

Samet Sert ve Nisan Aslan, Nest (Yuva), video, 7 dk., 2024

Seçkinin gösterime başladığı eser, Oğlan (Boy), Sert ve Aslan’ın filminin kurgu dünyasına kıyasla birbirini tanımayan iki Afgan asıllı bireyin hayatlarını inceliyor. Afganistan’ın Mezar-ı Şerif adlı şehrinde yaşayan on üç yaşındaki Farahnaz’ın ve Londra’da yaşayan yirmi dört yaşında bir Afgan göçmen olan Elaha’nın gündelik hayatını konu alan film, Farahnaz, Elaha ve yakınlarının yönetmen tarafından yönetilen sorulara verdikleri cevaplarla şekilleniyor. Farahnaz ve Elaha’nın film boyunca birbirlerini görmemelerine ve iki anlatının birbirinden bağımsız gelişmesine rağmen, dayatılan toplumsal cinsiyet rolleri karşısında yaşadıkları deneyimler birbiriyle örtüşüyor.

Bir belgesel film olan Oğlan (Boy), Afganistan’da ataerkil bir kültürel pratik olarak kabul edilen ve dünyaya kız olarak gelen çocukların genç yaştan itibaren oğlan çocuğuna tanımlanan rol ve sorumlulukları üstlendiği bir geleneği Farahnaz’ın hayatı üzerinden anlatıyor. Farahnaz bu geleneğe uygun olarak büyütülen ve Farsça “erkek kılıklı” anlamına gelen bir Bacha Posh. Film boyunca kendisinden, ailesinden ve yakınlarından Farahnaz’ın nasıl aslında bir oğlan çocuğu olduğunu dinlerken, onun gündelik hayatına misafir oluyoruz. Farahnaz Afganistan’da bir oğlan çocuğuna tanımlanan toplumsal rol ve sorumlukları yerine getiriyor: mahalledeki oğlanlarla futbol oynuyor, bisiklet sürüyor, ailenin pazar alışverişini yapıyor ve ondan yaşça büyük olan kız kardeşini güvende hissettiriyor. Özellikle sadece kız çocuklarına sahip olan ailelerde uygulanan bu pratik, Farahnaz gibi bir Bacha Posh olarak yetiştirilen çocuklar sayesinde ailelerinin ihtiyaçlarını kadınların hoş görülmediği kamusal alanlara erişimini sağlayarak karşılıyor. Film, erkeğin kamusal alanlarda baskın hükmünü gösterdiği gibi, kadının var olamadığı bu ataerkil yapıyı ve sıkı cinsiyet rollerini eleştiriyor.

Yalda Afsah ve Ginan Seidl, Boy (Oğlan), video, 30 dk, 2015

Farahnaz’dan yaşça büyük olan Elaha, Afganistan’da yaşadığı deneyimlerini anlatırken erkek gibi giyindiğinde sokakta yürürken annesinin onun yanında daha rahat hissettiğini ancak birlikte kadın buluşmalarına gittiklerinde ondan kadın gibi giyinmesini beklediğini anlatıyor. Bir şarkıcı olarak genç yaşta sahne aldığında, Taliban’dan birçok tehdit aldığını ve şu anda Londra’da yaşamasına rağmen sokakta birisi ona yaklaştığında hala korktuğunu belirtiyor. Bir kadın olarak Elaha Afganistan’da istediği mesleği icra ederken dilediği şekilde barınamadığını paylaşıyor.  Farahnaz ve Elaha’nın Afganistan’daki kısıtlayıcı toplumsal cinsiyet rolleri karşısında varoluşlarını sürdürmeye çalışmalarını anlatan Oğlan (Boy), Elaha’nın baskılara dayanamayıp yaşadığı sıkışmışlık hissini Londra’ya göç ederek sonlandırdığını gösteriyor. Tıpkı Elaha’nın yıllar önce Afganistan’dan göç ettiği gibi, film Farahnaz’ın ata binerek uzaklaşmasıyla sonlanıyor. Oğlan, bireyin yaşamını sürdürdüğü alanların sıkı cinsiyet rolleriyle kodlandırıldığını ve çoğunluğun bu rolleri içselleştirildiği anlatırken, düzenin acımazlığını içinde var olamayan bireylere tek sunduğu tercihin gitmek olduğunu göstererek vurguluyor.

Farahnaz ve Elaha’nın anlatılarında yaşadıkları kamusal alandaki baskıları, KIRIK’ın gösterim programında bulunan Askıda (Suspended) (2019), bir askıya alınma sahnesi kurgulayarak işliyor. İz Öztat ve Ann Antidote işbirliğinde üretilen film, baskıcı bir rejim karşısında ifade özgürlüğünün askıya alınmasını ve öznelerin faaliyetlerinin kısıtlanmasını canlandırıyor. Sahne üç taraf arasında sağlanan bir ortak anlaşmaya dayanıyor: yerde uzanan İtaat Eden, faaliyete geçen Hükmeden ve kamerayla durumu kaydeden Gözetleyen. İtaat Eden’in yerde uzanan iradesiz bedeni, Hükmeden tarafından bir kundağı ya da bir kefeni andıran beyaz bir parşömenle sarılıyor. Parşömenin etrafı iple bağladıktan sonra, Hükmeden yavaşça İtaat Edeni askıya alıyor. Kamera arkasından sahneye şahit olan Gözetleyen ise videoyu kaydederek var oluyor. Üç taraf arasında sessizce gerçekleşen bu sahne, tutucu bir iktidarın karşısında öznenin hareket alanın kısıtlanmasını, yok olan iradesini ve susturulan varoluşunu temsil ediyor.

Tıpkı İz Öztat ve Ann Antidote’un işinde konu alındığı gibi, baskıcı iktidar tarafından kısıtlanan ifade özgürlüğü karşısında hissedilen varoluş kaygısı ve yalnızlık vqueeram ve Vishal Judgeo’nun Sizin Evinizde Aslan Var Mı? (Does Your House Have Lions) (2021) filminde de işleniyor.  Filmde konuk olduğumuz kuir hanenin bireyleri, Yeni Delhi’deki deneyimleri aracılığıyla bu hisleri dile getiriyor. Judgeo ve vqueeram, Yeni Delhi’de yaşayan bir grup akademisyen, aktivist ve düşünürün sohbeti üzerinden eşitsizlik ve devlet şiddetine karşı arkadaşlığın, topluluk olmanın ve özgürlüğün önemini vurguluyor. Cömertçe tasvir ettikleri dünyaları, bizlere geleneksel cinsiyet normlarına uyum göstermeyen, kast ve faşizm karşıtı kuir bireylerin toplumda var olabilmek adına yarattığı dayanışma ve destek yapısını gösteriyor. Film, özgürlüklerden ırak bu baskıcı ve sıkı ortamın yarattığı psikolojik, fiziksel ve sistematik şiddet karşısında, yaşamın çabasız bir varoluştan öte, sürekli bir direniş hali olduğunu anlatıyor. vqueeram, Vishal Judgeo ile sohbetleri sırasında toplum tarafından istenmezliğinin gerçekliğiyle yaşamanın kaçılmaz olduğunu vurguluyor.

vqueeram ve Vishal Judgeo, Does Your House Have Lions (Sizin Evinizde Aslan Var Mı), video, 49 dk., 2021

Film boyunca, kuir bireyler zaman zaman etkili bir duruş sergileyip, yönetime karşı kamuoyu nezdinde seslerini daha çok duyurmaya çalıştıklarını paylaşsalar da bu çabanın yetersiz olduğunu belirtiyorlar. vqueeram, bunun sebebini Batı ülkelerinde görülen içselleştirilmiş protesto ve direniş kültürünün, Yeni Delhi’de bir türlü var olamadığını belirtiyor. Devletin sistematik hamlelerinin, kuir bireylerin direnişini yıpratma ve bastırma politikalarıyla engellediğini açıklıyor. Herhangi bir devlet mercii tarafından bireyin yaşama hakkını korumak adına mesuliyet alınmamasını, bireye uygulanan sistematik şiddete sadece alternatif medya kanalları aracılığıyla çekilen tepkinin yetersiz kalmasını, kuir topluluğun çoğu zaman sesini yeterince duyuramadığını ve direnişlerinin ihtiyaçlarını karşılamamasını anlatıyor.

İsmini Shakespeare’in on sekizinci sonesinden alan, Seni Bir Yaz Gününe Mi Benzetsem? (Shall I Compare You To a Summer’s Day?) (2022) çoksesli bir meta anlatıyla, vqueeram ve Judgeo gibi, kuir topluluklardaki samimi ilişki dinamiklerini yakından inceliyor. Mohammad Shawky Hassan tarafından yönetilen film, Arap halk masallarına referans yapan ve Mısır pop şarkılarının söylendiği bir müzikal ortaya koyuyor. Bin Bir Gece masallarının geleneksel yapısını sürdüren bir hikâye anlatısıyla karşımıza çıkan film, müzikalin baş karakteri, Şehrazat ve eski aşklarının hayaletleri tarafından anlatılıyor. Yaptığı müzikal ve edebi referanslarla, kültürün geleneksel cinsiyet normlarına uyum göstermeyen bireylere de hitap ettiğini vurguluyor. Kültürlerin uyum sağlayan, değişen ve dönüşen yapısını ve barındırdığı duyguların evrenselliğini hatırlatıyor.

Mohammad Shawky Hassan, Shall I Compare You to a Summer’s Day? (Seni Bir Yaz Gününe Mi Benzetsem?), video, 66 dk., 2022

Seçkideki kuir üretimler, kadın-erkek ikilemine indirgenmiş ve geleneksel cinsiyet normlarına uymayan bireylerin bulundukları toplumlarda var olabilmek için verdiği mücadeleyi gösteriyor. Kabul görmedikleri ya da hoş karşılanmadıkları çevrelerinde azınlık olmalarına rağmen, bireylerin direnişlerinin zor zamanlarda dahi bitmediği ve etrafındakilerle dayanışma içinde bir yaşam mücadelesinden ibaret olduğu vurgulanıyor. Özgürlüğün, kuir bireylerin dilediği gibi yaşamaları için çabasız bir varoluştan öte sürekli bir dayanışma halinde olmayı gerektirdiğini gösteriyor.

KIRIK’ın kuir üretimlerden ve farklı coğrafyalardan LGBTİ+ sanatçıların eserlerinden oluşturduğu bu seçki, geleneksel cinsiyet normlarına uymayan bireylerin toplumda var olabilmek için verdiği mücadeleyi vurguluyor. Dünyada tutucu iktidarların yükseldiği ve geleneksel değerlerin dayatıldığı bu gerçeklikte, KIRIK bireylerin dayanışma yaratabileceği alternatif bir alan sağlıyor.

İlginizi Çekebilir

Eleştiri

İzmir’in sanatsal geleneğinin bir halkası olarak ilk kez düzenlenen İzmir Akdeniz Bienali’nin çağrışımları; organizasyon şeması ve kentin sanatla ilişkisi üzerine düşünceler doğuruyor.

Söyleşi

Tuğçe Tezer’in 2013’ten bu yana yürüttüğü çalışmaların ürünü olan Antakya Yürünebilir Kent Tarihi Rehberi projesi bugün ayrı bir önem taşıyor. Yürünebilir Tarih turlarının ilki...

Eleştiri

Yapı Kredi Sanat Galerisi'nde sürmekte olan “Bugünü Resmetmek” sergisini Fatih Özgüven değerlendirdi: Nedir bugünü resmetmek? Yoksa kastedilen bu günü resmetmek mi?

Eleştiri

Duraklamalardan, düşünmeler ve hatırlamalardan ibaret, tanıdık nesneler ve hikâyelerin kesişenlerinin bol olduğu “Elinin Emeği Gözünün Nuru” yaz boyu Eskişehir’de Eldem Sanat Alanı’nda.