Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Gündem

Dünya queer kültür ve sanat gündemine güncel bir bakış

LGBTİ+ Onur Ayı vesilesiyle queer kültür sanat ortamının dünya genelindeki son bir yılına odaklandık; gündemin ağır meseleleriyle nasıl mücadele ettiklerini mercek altına aldık. 

New York’ta gerçekleşen GLAAD Medya Ödülleri töreninin yapıldığı otelin dışında Filistin'e destek için düzenlenen protesto gösterisinden bir kare

Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’yı işgal etmesiyle başlayan ve hâlâ devam etmekte olan savaş süreci tüm dünyada çeşitli tepkilere sahne olduğu gibi, queer sanat dünyasında da yankı buldu. Benzer şekilde Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e karşı başlattığı saldırılar sonrasında İsrail, başta Gazze olmak üzere Filistin’de insanlık suçu işlemeye devam ediyor. Queer sanatçılar, sırtını ABD yönetimi ve Avrupa ülkelerinin hükümetlerine yaslayan İsrail devletinin toplu katliama dönüşen saldırılarına karşı da seslerini yükseltmeye başladı.

Zorlu koşullara rağmen Ukrayna’da güçlenen queer kültür

Son iki yılda Ukrayna’daki queer topluluklar Rus işgalinin yarattığı hasara rağmen sanattan aktivizme birçok alanda mücadelesini sürdürüyor. Ülkedeki queer sanatçılar bir yandan düzenledikleri etkinliklerle gündelik hayatı sürdürme mücadelesine katkı sunarken bir yandan da queer haklara dair çalışmalar yapıyor. Bu bağlamda Ukrayna’daki queer perspektifleri görünür kılmak için çalışan önemli isimlerden biri sanatçı, küratör ve yazar Anton Shebetko. Hafıza, kimlik kaybı ve tarihin çokluğu temaları üzerine fotoğraf ve arşiv çalışmaları yapan sanatçı, Rusya işgali başladığında yeni nesil Ukraynalı queer sanatçı ve aktivistlerin çeşitliliğini ortaya koyan To Know Us Better (Bizi Daha İyi Tanımak İçin) isimli portre serisini üretti. Shebetko aynı dönemde A Very Brief and Subjective Queer History of Ukraine (Ukrayna’nın Çok Kısa ve Öznel Queer Tarihi) isimli bir de kitaba imza attı. Dünyanın gözü Ukrayna’ya odaklanmışken queer projelere daha da yoğunlaşan sanatçı, bu çalışmalarla Batı’nın Ukrayna hakkındaki homofobik, kilisenin egemenliğinde ve geri kalmış bir toplum olduğu yönündeki önyargılarını kırmayı hedefliyor.

Shebetko’nun A Very Brief and Subjective Queer History of Ukraine (Ukrayna’nın Çok Kısa ve Öznel Queer Tarihi) isimli kitabının kapağı

Ukrayna’da queer kültürü yaşatan örneklerden biri de Sunny Bunny LGBTQIA+ adını taşıyan ülkenin ilk queer film festivali. İlk kez Haziran 2023’te gerçekleştirilen festivalin direktörü Bohdan Zhuk, “Festivali böyle bir zamanda başlatmak zordu ama kesinlikle çok mantıklı bir karardı. Özellikle savaş zamanlarında insan haklarından, eşitlikten, queer ve LGBTQ+ haklarından bahsetmek çok önemli. Sıkıyönetim ve birçok kısıtlama varken, çoğu zaman bu tür konular öncelik olarak görülmüyor. Fakat biz durumun yalnızca hayatta kalma çabasına indirgenmesini istemiyoruz. Mücadelemiz birçok düzeyde devam edecek” diyerek festivalin öneminin altını çizdi. Bu ilk festivalde öne çıkan filmlerden biri de kendisini non-binary olarak tanımlayan sanatçı ve film yapımcısı Angelika Ustymenko’nun Ukraynalı queerlerin savaş sırasındaki deneyimlerini belgelemek, queer direnişin farklı biçimlerini keşfetmek üzere yola çıktığı Queer Fighters of Ukraine (Ukrayna’nın Queer Savaşçıları) adlı filmi oldu. Sunny Bunny LGBTQIA+ Film Festivali’nin ikincisi ise bu yıl 60’ın üzerinde filmden oluşan daha iddialı bir program ve yeni bir uluslararası queer kısa film yarışması eşliğinde izleyiciyle buluştu.

Angelika Ustymenko’nun Queer Fighters of Ukraine (Ukrayna’nın Queer Savaşçıları) filminin fragmanı

Rusya’da queerlere yer yok!

Diğer taraftan Rusya’da ise savaş bahane edilerek queer yaşama dair tüm haklar giderek kısıtlanıyor. LGBTİ+ kültürel yaşamının neredeyse topyekûn yasa dışı ilan edildiği Rusya’da çok değil 2020 yılında, yasaklara rağmen yeni bir queer yaratıcılık dalgasının yükselişinden söz ediliyordu. i-D dergisi bu gelişmelerden “Ülkenin LGBTQ müzik ve eğlence kültürü, dünyanın Rus gençliğine bakışını değiştiriyor” sözleriyle bahsediyordu. Moskova merkezli yayın O-Zine, o dönemki yeraltı queer kültürün öncüsüydü. Sanatçı Angel Ulyanov şarkıları ve klipleriyle, “drag aktivist” Gena Marvin ise queer performanslarıyla homofobi ve transfobiye eleştiri getirirken küratör Pyotr Voskresensky, St. Petersburg’da ilk LGBTİ+ müzesini açmak için hazırlıklar yapıyordu. 

Ancak Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından bu görünürdeki hoşgörü büyük ölçüde ortadan kalktı. Kasım 2022’de Rusya Parlamentosu, “reşit olmayanlar arasındaki normal olmayan cinsel ilişkilerin” teşvikini yasaklayan eşcinsel propaganda yasasını genişletti. Yasaya göre artık kitaplarda, filmlerde, reklamlarda ve internette LGBTİ+ yaşam tarzlarını olumlamak yasak. Rusya Yüksek Mahkemesi’nin Kasım 2023’te uluslararası LGBTİ+ toplulukların “aşırılıkçı bir hareketin” parçası olduğunu söylemesiyle ortam daha da alevlendi. Bu durum Putin’in Rus Ortodoks Kilisesi’ni arkasına alarak Batılı olmayan “geleneksel değerlere” yeniden odaklanılması kararı ve 2024’ün “aile yılı” olacağı yönündeki kararnamesiyle desteklendi.

Bu gelişmeler neticesinde O-Zine yayına son verirken Rus polisi lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel, queer ve non-binary kişilerin bir araya geldiği kulüp ve barlara baskınlar düzenlemeye başladı. Bu süreçte pek çok queer sanatçı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Şarkıcı Ulyanov ABD’ye yerleşti, küratör Pyotr Voskresensky’nin LGBTİ+ müzesini açmasıyla kapatması bir oldu. Küratör, aldığı tehditler nedeniyle ülkesinden kaçarak Almanya’ya sığındı. Rusya’nın queer politikalarını ve Ukrayna’yı işgalini protesto eden sokak performansları “Queendom” isimli bir belgeselle kayıt altına alınan drag performans sanatçısı Marvin ise şimdilerde Paris’te sürgün hayatı yaşıyor.

Drag aktivist Gena Marvin’in Queendom belgeseli

Filistinliler özgürleşene kadar…

7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yaptığı saldırı sonrasında Filistin topraklarını tamamen işgal etmek amacıyla büyük çaplı bir operasyon başlatan, ardından da bu saldırıları soykırıma dönüştüren İsrail’in tavrı Uluslararası Af Örgütü, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün de aralarında olduğu kuruluşlar tarafından kınanırken dünya çapında birçok eylemliliğe sahne oldu. Kültür sanat dünyasının da dahil olduğu protestolar ifade özgürlüğü ihlalleriyle  sonuçlandı.

Filistin için Queer Sanatçılar (Queer Artists for Palestine) adı altında 2023’ün Aralık ayında bir açık mektup yayınlayan queer sanatçılar, Filistinlilere karşı onlarca yıldır uygulanan sağcı, şiddet içeren ırkçı politikaları örtbas etmek için queer sanatçıları ve söylemleri kullanarak yapılan aklamalara dikkat çekerek queerlerin İsrail’deki apartheid rejiminin dostu olmadığını belirttiler. Filistinliler özgürleşene kadar İsrail’deki halka açık etkinliklere katılmayacaklarını belirttikleri bu açık mektubu aralarında Indya Moore, Angelica Ross ve Hari Nef,Juliana Huxtable, Kehlani, MUNA, boygenius, Willow Pill, Shea Coulée ve Sasha Velour’un da olduğu sanatçıların yanı sıra 3800’den fazla queer sanatçı ve kültür emekçisi imzaladı.

2020’de İsrail’e Akademik ve Kültürel Boykot için Filistin Kampanyası (PACBI) öncülüğündeki geniş çaplı protestodan doğan ve 2021 yılında Tel Aviv Uluslararası LGBT Film Festivali’ne alternatif olarak başlatılan Filistin için Queer Sinema Festivali (QCP) ise geçtiğimiz aralık ayında Londra, Toronto, Amsterdam, Berlin, Beyrut ve Seul’de çeşitli gösterimler eşliğinde Filistin’le dayanışma etkinlikleri düzenledi

Annie Sakkab’ın Filistin için Queer Sinema (QCP) Festivali’nde gösterilen The Poem We Sang (2023) filminden bir kare

Queerler her yerde yabancı

İsrail devletinin Filistin’e yönelik insanlık dışı tutumları birçok sanat organizasyonunun da gündemini meşgul etti. Kuşkusuz bu anlamda en tartışmalı etkinliklerden biri 2024 Venedik Bienali’ydi. Bienal yönetimi ana sergide İsrail’in ulusal pavyonuna yer vermesine karşın ABD’deki Filistin Müzesi’nin 23 Filistinli sanatçının eserlerinden oluşan sergisini ikincil etkinlikler programına kabul etmeyerek bienal henüz başlamadan eleştirilerin hedefi oldu. “Yabancılar Her Yerde” (Foreigners Everywhere) başlıklı ana serginin küratörlüğünü açık queer kimliğiyle bilinen Adriano Pedrosa’nın üstlenmesiyle bir yandan bienal tarihinde bir ilke imza atılırken, Pedrosa’nın “Yabancı kavramına yüklenen tüm anlamları alıp bu kavramı queer, yabancı (outsider) ve yerli (indigenous) olana doğru genişletiyorum” ifadeleri ise bazı sanat yazarlarının tepkisini çekti. Venedik Bienali bu tartışmalar gölgesinde gerçekleşse de Isaac Chong Wai, Louis Fratino, Erica Rutherford ve Evelyn Taocheng Wang’ın da aralarında olduğu sanatçıların queer işlerini sergilemelerine olanak tanıdı.

60. Venedik Bienali’nin direktörü Adriano Pedrosa, ana serginin yapıldığı pavyonunun önünde

İsrail karşıtı queerlerden kültür sanat etkinliklerine protesto 

Geçtiğimiz mayıs ayında gerçekleşen Eurovision Şarkı Yarışması kapsamındaki protestolar ve boykot çağrıları ise toplu eylemler arasında öne çıktı. 2023 yılında yarışmanın kalıcı sloganı haline gelen “United by Music”e (Müzikle Birleş) atıfta bulunan protestocular, İsrail’in yarışmada temsil edilecek olması nedeniyle Eurovision’un soykırımla birleştiğini (United by Genocide) belirterek dünya genelinde boykot çağrısı yaptı. Dünya genelinde 60’tan fazla LGBTİ+ örgütü bu protestoyu destekledi

Eurovision Şarkı Yarışması’na ev sahipliği yapan İsveç’in Malmö kentinden protesto görüntüleri

Boykot çağrıları devam ederken yarışmanın ilk yarı finalinin açılışında Filistin asıllı İsveçli şarkıcı Eric Saade’nin bileğinde Filistin kefiyesi ile sahneye çıkması krize neden olurken yarışmanın birincisi ise “ikilik dışı” (non-binary) cinsiyetini keşfetme hikâyesini anlattığı şarkısıyla İsviçre adına yarışan şarkıcı Nemo oldu.

Eurovision’a benzer bir süreç, savunuculuk ve kültürel değişime odaklanan LGBTİ+ örgütü GLAAD’ın New York’ta gerçekleşen 2024 Medya Ödülleri töreninde yaşandı. Törenin yapıldığı otelin önünde Filistin’e destek için ACT UP isimli örgütün düzenlediği bir protesto gösterisi gerçekleştirildi. GLAAD’ın Gazze’de ateşkes çağrısı yapmadığını vurgulayan protestocular, örgütün ABD’de Yahudi toplumuna yönelik karalamalarla mücadele eden İftirayla Mücadele Birliği (Anti-Defamation League) ile yakın ilişki içinde olduğuna dikkat çektiler. Protestonun konuşmacıları arasında ACT UP organizatörleri, Filistinli queer sanatçılar ve aktivistler ile Gazzeli mültecilere yardım için çalışan örgütler yer aldı. Protestocular ayrıca ödül töreninin yapıldığı otelin 42. katından aşağıya “NY ❤️ GAZA” yazan 12 metre uzunluğunda bir pankart astılar. Bir şekilde ödül törenine girmeyi başaran drag sanatçılardan Chiquitita ve popüler bir TV programı olan Drag Race’in jüri üyelerinden Ross Matthews ise açılış konuşması sırasında “GLAAD soykırımın suç ortağıdır” diye bağırdı.

Dayanışma şimdi her zamankinden daha önemli

Her yıl haziran ayında yapılan Onur Ayı etkinliklerine de bu yıl en çok küresel anlamda yaşanan işgaller, soykırımlar ve baskılar damga vurdu. “Soykırımda Onur Olmaz (No Pride in Genocide)” sloganı, birçok onur etkinliğinin ortak şiarı oldu. Bu sözler aynı zamanda başta Filistin’de yaşananlar olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşanan adaletsizliklere sessiz kalan queer aydınlar, sanatçılar ve örgütlere eleştiri olarak yöneltildi.

Kaliforniya’da düzenlenen 2024 Onur Yürüyüşü’nde eylemciler “Soykırımda Onur Olmaz (No Pride in Genocide)” yazan bir pankart taşıyor.

Kasım 2023’te Filistinli queerlerden oluşan bir kolektif, şimdiye kadar 550’den fazla imzacıya ulaşan “Filistin’deki Queerlerden Özgürleştirici Bir Talep” başlıklı bir bildiri yayınladı. Dünyanın birçok yerinden queer ve müttefik hak örgütleri ile kültür-sanat kurumlarının imzacısı olduğu bildiride Türkiye’den de kültür, sanat ve aktivizm alanlarında faaliyet gösteren 16 queer ve feminist örgüt/kolektif bulunuyor. İtalya, Hollanda, Norveç, Filipinler, İngiltere, İrlanda, Danimarka ve Kanada gibi ülkelerde organize edilen bağımsız onur yürüyüşü ve etkinliklerinin komiteleri de bildiriye imzacı olduktan sonra Filistinli queerlerden oluşan kolektife destek olmak amacıyla bu yılki organizasyonlarında onların barış taleplerini ön plana çıkarıyor

ABD genelinde ise büyük çaptaki birçok onur yürüyüşü ve etkinliği siyonist kurumlardan fon almaya devam ediyor ya da dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan hak ihlallerine sessiz kalıyor. Bu durum bu yıl gerçekleştirilen Boston, D.C., Queens, Philadelphia ve San Fransisco onur yürüyüşlerinde protestolara yol açtı, birçok sanat kolektifi ve bireysel sanatçı onur etkinliklerini tamamen boykot etti. Bağımsız örgütler söz konusu etkinliklerin yerine alternatif etkinlikler düzenlerken, bu etkinlikleri boykot ettikleri için finansal kayba uğrayan queer sanatçılarla da dayanışıldı. Buna karşın Dyke March (trans-içerici lezbiyen merkezli bir Onur Yürüyüşü etkinliği) gibi alternatif onur yürüyüşleri ve etkinlikleri ABD’deki dayanışma ruhunu biraz olsun kuvvetlendiriyor. Yıllar içerisinde D.C., New York, San Francisco ve Chicago gibi eyaletlere yayılan Dyke March bu yıl “Dyke’lar Soykırıma Karşı” teması altında düzenleniyor. Yürüyüş Filistin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Haiti, Myanmar, Sudan ve Ukrayna’da devam eden soykırımlara ve insan hakları ihlallerine dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Türkiye’de ise zorlu şartlar altında gerçekleşen Eskişehir, Ankara, Mersin’deki onur haftası etkinlikleri ve onur yürüyüşlerinin ardından geçtiğimiz hafta İstanbul Trans Onur Haftası ve Trans Onur Yürüyüşü de gerçekleştirildi. Düzenlenen onur etkinlikleri kapsamında Filistin başta olmak üzere yaşanılan soykırım ve zulümlere yönelik etkinliklere ve dayanışma çağrılarına yer verildi. Halen devam etmekte olan İzmir ve İstanbul’daki LGBTİ+ Onur Haftası etkinlikleri ise bu pazar gerçekleşecek onur yürüyüşleriyle son bulacak.

İlginizi Çekebilir

Eleştiri

Leman Sevda Darıcıoğlu, Elif Saydam ve Ndayé Kouagou'yu bir araya getiren “Filizlendiğimiz Bir Çatlak” sergisi mekânlardaki ilişki sistemlerinin sınırlarını ve imkânlarını gözler önüne seriyor.

Eleştiri

Johanna Gustafsson Fürst ve Dilek Winchester’ın dans, tipografi, heykel, şiir gibi farklı mecralarda ürettikleri eserleri Arter'de GLOSSOLALALA sergisinde bir araya geliyor.

Eleştiri

Bu yazı, “Dön-Dün Bak: Türkiye’de Trans Hareketinin Tarihi” sergisini Benjamin’le ilişkilendirerek geçmişin devrimciliği, hafıza, direniş, nostalji/anti-nostalji gibi temalar altında analiz etme amacı taşıyordu. Ancak...

Eleştiri

İzmir’in sanatsal geleneğinin bir halkası olarak ilk kez düzenlenen İzmir Akdeniz Bienali’nin çağrışımları; organizasyon şeması ve kentin sanatla ilişkisi üzerine düşünceler doğuruyor.