Connect with us

Ne arıyorsun?

Argonotlar

Gündem

WOW İstanbul katılımcıları anlatıyor

2-3 Mart tarihlerinde Beykoz Kundura’da gerçekleşek WOW – Dünya Kadınlar Festivali İstanbul katılımcıların tanıyoruz.

WOW – Dünya Kadınlar Festivali İstanbul üçüncü edisyonu ile 2-3 Mart 2024 tarihlerinde Beykoz Kundura’da.

Sanatın özgün bakış açıları kazandırma gücüne dayanarak kültür ve sanat alanını sivil toplumla bir araya getiren WOW Festivalleri, kadın ve kız çocuklarını kutlayan, karşılaştıkları güçlükleri görünür kılan iş birliklerini teşvik etmeyi hedefliyor.

Festivalde yer alan aktivistlere, sanatçılara ve sivil toplum kuruluşlarına WOW’un kendileri için anlamını ve festivaldeki çalışmalarını sorduk.

Festivale katılım ücretsizdir. 2 Mart Cumartesi ve 3 Mart Pazar günleri için ayrı ayrı kayıt formlarını doldurabilirsiniz.

Asena Günal

“Kapitalizmin Kıskacında Feminizm ve Kesişimsel Mücadele: Rio’dan İstanbul’a Farklı Deneyimler” panelinde iki konuğumuz var, biri Queen Mary University of London’dan Renata Peppl, diğeri de Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’ndan Eda Sevinin.

Renata ile geçen sene Mart ayında WOW Londra’da tanıştık, araştırmacı olarak beraber çalıştığı Rio’daki Redes da Maré’yi de ilk orada duydum. Daha sonra Ekim ayında Redes da Maré’nin de ev sahipliği yaptığı WOW Rio’da bir araya geldik. WOW Rio programı kapsamında bizi Redes da Maré’nin merkezlerine götürüp Maré’nin toplam 140 bin nüfuslu 16 favelasında eğitim, kültür, kent hakkı, sağlık ve güvenlik alanlarında yürüttükleri çalışmaları paylaştılar. Yasal standartlara uymayan, temel altyapı ve hizmetlerden yoksun, düşük gelirli ve gayri resmi konut yerleşimleri olan favelalarda kadınların, toplumdaki temel hakların garanti altına alınması ve buraların şehrin bir parçası olarak kabul edilmesi için nasıl mücadele ettiğini anlattılar. Bu olağanüstü çabanın burada da bilinmesinin ve feminizmin göçmen mücadelesi, ırksal adalet, kentsel dönüşüm, mülksüzleştirme, emek sömürüsü gibi alanlarla nasıl iç içe geçtiği ya da geçmediğini tartışmanın anlamlı olacağını düşünüyorum.

Bu türde bir tartışmayı, daha önce Göç Araştırmaları Derneği’nde ve şimdi de Mor Çatı’da çalışan bir feminist olan arkadaşım Eda Sevinin ile yapmak, onun Türkiye’de feminizmin ekonomik kriz, deprem, mülksüzleştirme ve mülteci meselesiyle nasıl ilişkilendiğine dair birinci elden çalışma ve gözlemleri olduğu için anlamlı geldi. Eda’nın Afet için Feminist Dayanışma deneyimi de, kadınları daha fazla etkileyen afetler ve krizler söz konusu olduğunda feministlerin nasıl örgütlendiğini tartışmak için uygun bir çıkış noktası.

Her iki konuşmacı da hem farklı baskı biçimlerinin kadınları nasıl etkilediğinden hem de bu baskı biçimlerine karşı feminist mücadelenin yöntemlerinden ve diğer direniş biçimleriyle etkileşiminden söz edecek. Ulusötesi deneyimlerin birbirleriyle nasıl konuşabileceğine dair verimli bir tartışma olacağını umduğum panelde, Brezilya ve Türkiye’de, özellikle son dönemdeki siyasi gelişmeler ışığında kesişimsel bir feminist mücadelenin imkânlarını konuşacağız.

Hatiye Garip

Benim için festival, daha önce katılmadığım için bir keşif, aynı zamanda dayanışma için çok sesli ve yeni bir adım anlamına geliyor. WOW’da bu sene British Council ve Curated Place tarafından düzenlenen Yaratıcı Yapımcılar programında geliştirdiğim Erişilebilir Çizgiler projesinin sürecini ve ilk çıktılarını paylaşacağım. Erişilebilir Çizgiler projesinin yürütücüsü olarak, çalışmalarında engellilik temsillerine ve kapsayıcı karakterlere yer veren, illüstrasyonlarını erişilebilir hale getirmek için dilini taşın altına koyan engelli-engelsiz illüstratörlerle bir araya gelmeyi hedefliyorum. Ayrıca projeye dahil olan bir grup illüstratör olarak, kendi sesimizden erişilebilir illüstrasyonlarla kör ve az gören izleyicilere ulaşmayı hedefliyoruz. Erişilebilir Çizgiler WOW’da sunum ve video gösterimi ile tanıtılacak, yakında çevrimiçi bir platforma dönüşecek. Gelişmeler için erisilebilircizgiler.com ve accessiblelines.com adreslerini arada tıklayabilirsiniz.

Hatiye Garip, Otoportre

Beril Sarıaltun

WOW İstanbul, Kreşendo’nun (eski adıyla Beats By Girlz Türkiye) ilk büyük ölçekli projesinin başladığı yer. Bu nedenle bizim için önemi çok büyük; Benim Şehrim Benim Sesim projesinin çıkış yeri olduğunu hep mutlulukla anlatıyoruz. Benim kişisel yolculuğumda da Londra’da WOW Festivali’ni görmek de ayrı bir ilham kaynağı olmuştu.

Benim Şehrim Benim Sesim projesi bu yıl, Ankara ve Balkanlardan müzisyenleri bir araya getiriyor. Müzisyenler, WOW öncesi 6 aylık bir dönemde bir eğitim programına katıldılar. Bunun ardından kendi şehirlerinden ilhamla yeni şarkılar yaptılar. Biz bütün süreçte prodüksiyon ve aranjman alanında onlara yardımcı olduk. Şimdi bu yeni pişen şarkıları Kreşendo Müzik orkestrası eşliğinde seyirciyle buluşturacağız. 2 Mart’taki konserin ardından 3 Mart’ta da “Müzik Sektörü Nereye?” isimli bir yuvarlak masa oturumunda sektörün dertlerini ve çözüm olanaklarını birlikte konuşacağız.

Temelde müzik sektörünün bir parçası olan herkeste kapsayıcılık, çoğulculuk anlamında bir farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Bunun dışında eğitim projelerimizde asıl odak noktasını kadınlar ve LGBTİ+lar oluşturuyor. Benim Şehrim Benim Sesim hiç beklemediğimiz şekilde, ayrı bir proje olarak gittikçe büyüyüp güçlendi. Kendi mezunlarını vermeye başladı. Bu konserin dışında Mayıs’ta Ankara’da da projenin görünürlüğü için çalışmaya devam edeceğiz. WOW sonrasında da Kreşendo bünyesinde yürütülen kalıcı bir müzik akademi projesi olarak devam ettirmeyi hedefliyoruz.

Ecem Ergün

WOW İstanbul Festivali’nin bu yıl odağına futbolu alan UK-TR spor iş birliği haftasını kapsaması bizim için çok kıymetli. Kızlar Sahada olarak 2013 yılından beri kız çocuklarını ve her yaştan kadını futbol yoluyla güçlendirmek için çalışıyoruz ve bu doğrultuda WOW İstanbul Festivali kadın futbolunu geniş kitlelere ulaştırmak için iyi bir fırsat olacağına inanıyoruz.

Bu sene WOW’da Kurucu Ortağımız Kiraz Öcal ilham verici hikayesini paylaşacak. Kızlar Sahada ekibi olarak ise Sivil Alan’da yer alarak katılımcılar için bir futbol deneyim alanı oluşturacağız. Ayrıca katılımcılar standımızda yer alan Kızlar Sahada logolu ürünleri satın alarak 2024 Paris Olimpiyatları’nı izlemeye gidecek genç futbolcu kızları destekleyebilecek.

Kızlara “yapamazsın” diyen herkesi 10 yıldır sahada şahit olduğumuz hikayeleri dinlemeye davet ediyoruz. Tabii ki istediği her şeyi başarabileceğine inanan kız çocuklarını ve kadınlarını da futbol deneyim alanımıza bekliyoruz.

Günümüzde hala “kızlar futbol mu oynar” algısı mevcut. Birçok kişi profesyonel kadın futbol liglerinin varlığından bile haberdar değil. WOW katılımcıları 2 gün boyunca Kızlar Sahada ile kızların başarılarına tanıklık edecekler. Kızlar Sahada için ise bu çalışmaların ilerideki işbirliği fırsatları için güçlü bir ağ oluşturacağına inanıyoruz.

Duygu Etikan

Her sene bu festivalin bir parçası olmaktan ben ve ekibim Hip Hop Ladies Turkey büyük mutluluk duyuyoruz. Kız çocukları ve kadınlarla böyle güzel bir platformda buluşmak, dans aracılığıyla onların hayallerine ortak olmak, kendilerini özgürce ifade etmelerini izlemek bizim için çok değerli.

Hip Hop Ladies Turkey

Bu seneki programda, ben ve İngiltere’nin en başarılı dansçılarından Paris Crossley ile Popping ve Hip Hop dallarından bir dans atölyesi düzenleyeceğiz. Bu sene ilk kez festival kapsamında, bir dans kapışması da düzenliyoruz. Her iki etkinlikte de 3 Mart Pazar günü gerçekleşecektir. Türkiye’nin neresinde olursa olsun dans etmeyi seven, bunun eğitimini alma ve bir toplulukta yer alma olanağını bulamayan tüm kız çocukları ve kadınlara ulaşmak istiyoruz.

Tüm katılımcıların ve bizim unutamayacağımız bir festival tecrübesi yaşayacağımızdan eminiz. Festival sonrasında da dans aracılığıyla yollarımızın kesişeceğini umuyoruz. WOW’un değerli desteğiyle bu güzel başlangıçların uzun seneler devam edeceğinden hiç şüphemiz yok.

İlginizi Çekebilir

Eleştiri

Merey Şenocak'la 5533'te gerçekleşen “Fosiller, Adi Taşlar, Değerli Taşlar” sergisinin üretim sürecini, malzeme etiğini ve referanslarını konuştuk.

Eleştiri

Ertuğrul Güngör ve Faruk Ertekin’in içinde yaşadıkları coğrafyanın kültüründen etkilenen son dönem üretimleri ve Anna Laudel İstanbul’da devam eden sergileri “Untraditional” üzerine.

Eleştiri

Gizem Akkoyunoğlu'nun Sanatorium'da gerçekleşen "Kudretin Silüetleri" sergisini Oğuz Karayemiş değerlendirdi.

Söyleşi

Kundura DocLab vesilesiyle İstanbul’a gelecek olan Rabih Mroué ile dünya ahvalini, tiyatro ve performans ilişkisini ve İstanbul’la bağını konuştuk.