Eleştiri
Yola birlikte çıkmamışlardı… Belki de milat sayılabilecek, Halı Atölyesi tanışıklığı bir araya getirdi onları. Halı Atölyesinde karşılaştılar, halıda sohbet ettiler. Derken birbirlerine denk geldiler.
Ne arıyorsun?
Uras Kızıl küratörlüğünde Müze Gazhane'de gerçekleşen “Toz Yıldızları Gölgede Bıraktığında” sergisini aydınlanma odağında inceledik.
Salt Beyoğlu'ndaki “90’lardan Beri Halı’dayız” sergisinin görmedikleri, ayıkladıkları ve dışarıda bıraktıkları
Emre Özakat, Kiralık Depo’daki “Dreamstime” sergisinde stok imajları soyutlayarak yeni bir hikâye anlatıyor.
Gözde İlkin’in artSümer’deki “Gelgit” sergisi ve “maddenin eylemliliği” kavramı üzerine
Yola birlikte çıkmamışlardı… Belki de milat sayılabilecek, Halı Atölyesi tanışıklığı bir araya getirdi onları. Halı Atölyesinde karşılaştılar, halıda sohbet ettiler. Derken birbirlerine denk geldiler.
Güncel sanatın sıkışmış doğası içinde sürgit görme biçimlerine ve gösterim rejimlerine bir itirazın aracısı olarak geleneksel sanatların daha etkin ve saygın kullanımı mümkün mü?
Ressamın kanvas yüzeyindeki boya darbeleriyle tariflediği bu parça-bedenler, diğerlerinin bedenine hem korku hem istekle baktığımız zamanlarda gösterilmeyi beklemiş gibiler.
Uras Kızıl, Balzac'ın 1831 tarihli Bilinmeyen Şaheser romanını sanat tarihindeki temsil tartışmaları üzerinden değerlendirdi.
Nergis Abıyeva, Eskişehir Odunpazarı Modern Müze'sini değerlendirip açılış sergisi Vuslat'ın kataloğunun eksikliklerine vurgu yaptı.
Sergide aynaların özel bir yeri var; hem eserlerin kendilerine, onları mekân içinde algılama biçimimize dönük olarak hem de kendimize dönük sorgulamamızda bir araç olarak.
Nergis Abıyeva, doğum günü vesilesiyle Tiraje Dikmen'in sanatını ve yıllardır akıbeti belirsiz olan mirasını yazdı.
Fulya Baran, ‘Olağanüstü Hallerde Kent, Kültür Mirası ve Katılım’ dizisinin son yazısında salgın dönemindeki katılımcılık tartışmalarını ele aldı.
“Onun figürlerinde biçim bizde neyse odur; fikirleri, hisleri iletmeye yarayan bir vasıta, engin bir şiirdir. Her figür bir dünyadır.”
Koronavirüs doğa-kent, doğal olan ve kültürel olan arasında yapageldiğimiz ayrımları yeniden gözden geçirmemiz konusunun aciliyetini bir kere daha gösteriyor