Eleştiri
Türkiye’nin üç büyük kulübü, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray stat müzeleriyle kültürel etki ve ekonomik potansiyellerini ne kadar gerçekleştirebiliyor?
Ne arıyorsun?
Fatoş İrwen'in Zilberman Gallery İstanbul'da gerçekleşen “Rû Bi Rû” merkezine yüzleşmeyi alıyor.
Mustafa Boğa'nın Martch Art Project'te sergilenen “Bu Baktığın Son Şey Olabilir” sergisi üzerine
Tayfun Erdoğmuş’un atlası dünyayı tek bir görüntüde ele geçirmeyi vaat etmekten ziyade her haritanın eksik, her sınıflandırmanın geçici, her yüzeyin dönüşüme açık olduğunu hatırlatan...
Kasa Galeri'de gerçekleşen "Bir Sergi Olarak X" sergisi oyunsu bir kurguyla dil ve göstergebilimin temellerine işaret ediyor.
Türkiye’nin üç büyük kulübü, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray stat müzeleriyle kültürel etki ve ekonomik potansiyellerini ne kadar gerçekleştirebiliyor?
İncil sahnelerini resmedenlerin çoğu kariyerlerinin zirvesindeki erkek sanatçılar olduğu için Floransa’da bir kadın tarafından resmedildiği saptanmış tek son akşam yemeği Plautilla Nelli'ye ait.
Rusya’ya gitmek için evden ayrılan Denef Huvaj'a anneannesinin verdiği, hiç harcanmadan yıllarca saklanmış "6,5 Ruble" sergiye adını veriyor.
Açık Sütun, İstiklal Caddesi’nde düzenlenen yürüyüş ve eylemlerde her zaman son durak olurken üstüne asılan bayrak, pankart ve çeşitli nesnelerle bir dilek ağacına dönüşüyor.
Bir bedenin başka bir bedenin çayırlarını ve ormanlarını keşfe çıkması belki de ancak bu kadar süslü ve/ama cesur bir biçimde anlatılabilirdi.
İki mekâna yayılmış “Olağan Zamanın Dışında” hakikat ve sanatın birer düşman olarak karşı karşıya gelmelerinin sergisi.
Bir yılı aşkın süredir mikro ya da makro ölçekli mesafelerden konuşurken Etel’in “İmkânsız Eve Dönüşü” bana tam tersi bir etkiyle mesafeler yerine yakınlıkları düşündürdü.
Olimpos Sergileri’nin ikincisi “peyzaj” temasıyla bugünün manzarasına çaresizlik kadar umutla, başka türlü hayat formları önerisiyle bakan yapıtlar bütününden oluşuyor.
Kitabın yazarına göre camp tarzın ortaya çıkmasını sağlayan temel unsur, dedikodu üzerinden şekillenen queer bir jargonun varlığı. Bu açıdan 50’ler Amerika’sıyla, günümüz Türkiye arasında...
Hem yazı dizisi hem sergi olarak Ak-sayanlar tek başına özgüne ulaşan yaratıcı enerjinin, ikili deneyim alanında nasıl dönüştüğünü görmek açısından önemliydi.